Bu Makale
218 Tekil
Görüntülendi.
MAVİ GEVREK FIRINI
banner183

Bugün e-postama şöyle bir haber düştü.

İzmir’in simge mekanlarından Zeynel Ergin Gevrek Fırını'nın sahibi merhum Zeynel Ergin’in ismi 60 yıl boyunca gevrek ürettiği fırının sokağına verildi. Konak Belediye Meclisi’nde oybirliğiyle alınan kararla 1466 Sokak’a Zeynel Ergin’in fotoğrafının da bulunduğu isim tabelası yerleştirildi. Kent Konak KNK dergisinin yayın koordinatörlüğünü yaptığım dönemde Fatih Abacıoğlu'nun kaleminden rica etmiştim. Gidip görüşüp bir yazı hazırlamıştı. 2015 yılında KNK sayı 24'de yayımlamıştık. Kent belleği ne kadar gerekli oluyor. Bugün yine yayınlayıp Zeynel abimizi rahmetle analım. Adı sonsuza kadar o sokakta yaşayacak.



130 yıldır eşsiz lezzet, 60 yıldır bitmeyen dostluk

MAVİ GEVREK FIRINI

İzmir Alsancak’ta 130 yıl önce Rum Ekmek Fırını olarak hizmete başlayan, 80 yıldır kendine has lezzeti ile gevrek fırınına dönüşen Mavi Gevrek Fırını, kentin kaybolmayan değerleri arasında yer alıyor. Günde 20 saat boyunca açık olan mavi duvarlı Mavi Fırın’ın hatıraları arasında, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli seslerinden Ferdi Özbeğen’in de bir dönem çıraklık yapması bulunuyor.


Fatih ABACIOĞLU

Mavi Gevrek Fırını’nın haberi için geldiğimizde işyeri sahibinin 60 yıllık arkadaşı olduğunu anlatan Rauf Kalgay bizi karşılıyor. İşletme sahibi Zeynel Ergin’in dinlendiğini belirterek, Mavi Fırın’ın hikayesini anlatmaya başlıyor. Mavi Gevrek Fırını’nın Anıtlar Kurulu tarafından koruma altına alınan bir yapı olduğunu anlatan Kalgay, kumru ekmeğinin ve gevreğin lezzetinin 82 yaşındaki Zeynel Ergin’in her sabah 03.30 kalkıp hazırladığı nohut mayasında gizli olduğunu ifade ediyor. Ergin’in 3 oğlu ile birlikte hala disiplinden kopmadan esnaflık yaptığını kaydeden Kalgay, işletme sahibi Zeynel Ergin hakkında, “Savaş dönemlerinde birlikte aç kaldık, birlikte mücadele verdik. Kardeşten öte bir dostluğumuz var” diyor.


İkramsız röportaj olmuyor

Röportaj nedeniyle yanımıza gelen Mavi Gevrek Fırını’nın sahibi Zeynel Ergin, sohbetimize başlamadan önce odun fırınında pişen kumruyu tatmamızı istiyor ve ekliyor, “İkramı kabul etmezsen, röportaj yok.” İkramı kabul ederek Mavi Gevrek Fırını’nın öyküsünü dinlemeye başlıyoruz. Zeynel Ergin, “60 yıl boyunca hiçbir şekilde değiştirmediğim gevrek, peksimet ve kumru ile bugünlere geldim. Her sabah tatlı maya ile gevrekleri, nohut mayası ile kumru ve peksimetleri hazırlıyorum. 3 oğlum var ve onlar da benim izimden geliyor. Hatta banka müdür yardımcısı olan küçük oğlum Ömer Ergin, bu görevini bırakarak yanımda çalışmaya başladı. Sabah 03.30’da dükkanımızı açıyoruz ve gece 23.00’e kadar çalışıyoruz. Müşterilerimiz bizi bugünlere getirdi. Savaş dönemlerine tanık oldum, yıllarca bir odun parçasını yastık yaparak uyudum. Çok çalıştım, yılmadım. Allah bana verdi, ben de paylaştım” dedi.




Gevreğin, kumrunun gitmediği ülke yok

Gevreğin lezzetinin müşterileri ile birlikte dünyanın birçok ülkesine taşındığını kaydeden Zeynel Ergin, “İzmir’in eski kolejlerinden birinin arka sokağında bulunuyor işyerimiz. O dönemde lise çağlarında olan müşterilerim şimdi profesör olarak Mavi Fırın’a geliyor ve ‘lezzetiniz hala aynı’ diyor. Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Almanya başta olmak üzere onlarca ülkeye Mavi Fırın’dan gevrek, peksimet ve kumru gitti” diye konuştu. Başarının sırrını iki kelimeyle özetleyen Ergin, “Çalışkanlık ve dürüstlük kardeştir. İkisi de bir insanda olmazsa olmazdır. Meslek hayatım boyunca daima planlı ve programlı yaşadım. Hiç yorulmadım, dürüstlükten taviz vermedim ve bugünlere geldim” dedi.


Mahallenin ‘amcası’

Zeynel Ergin’in ‘kadim dostu’ olan Rauf Kalgay sohbete yeniden katılarak şu bilgileri veriyor: “Zeynel’in gönlü çok boldur, kimseyi geri çevirmez. Herkese yardımcı etmek için uğraşır ve kimseden karşılık beklemez. Mahallede herkesin sevdiği bir kişidir. Türkiye’nin önemli seslerinden olan Ferdi Özbeğen bizim mahallenin çocuğuydu. Mavi Fırın’da bir süre çıraklık yapmışlığı var. Yine İzmirli sanatçı Ali Kocatepe de bizim buraların sakinlerinden” diye konuştu.


Nohut Mayası nasıl yapılır?

Nohut Mayasının en az bir gece önceden yapılması ve tutturulması gerekmektedir. Nohut mayasının tutturulabilmesi için; sürekli sıcak ortam, cam ya da çok iyi kalite plastik kavanoz, organik nohut (ya da eski köy nohutu), tahta karıştırma kaşıkları ve sabır gerekmektedir. Mayanın yapımına nohutları ezerek başlamalıdır. Ezme ifadesinden püre haline getirme değil, 4-5 parçaya ayırma kast edilmektedir. Ezilen nohutlar tercihen önceden kaynar su ile çalkalanmış cam kavanoza konulur. Üzerine un ve tuz serpiştirilerek hafifçe sallanıp karışması ve havalanması sağlanır. Arkasından çevire çevire sıcak su konularak ağzı kapatılır ve gece boyunca beklemeye bırakılır. Ortalama 16 saat sonra Nohut Mayası tutmuş durumda ve kullanıma hazır hale gelmiştir. Ortaya çıkan keskin koku ve bol köpük mayanın aslında gayet iyi durumda olduğunu göstermektedir. Bu aşamadan sonra ön mayanın hazırlanması aşamasına geçilir. Bunun için un karıştırılarak içlerine plastik süzgeç yardımıyla tutan nohut mayası süzdürülür. Kek hamuru kıvamına gelen hamur iyice yoğrulur. Uygun bir örtü ile sarılarak sıcak tutulmasına özen gösterilmelidir. Hamurun kabarıp, ardından çökmeye başlamasına kadar beklenir. Süre ortam sıcaklığına ve mayanın etkinliğine göre değişmektedir. Ön maya hazır olunca asıl hamur aşamasına gelinmiş olur. Pürüzsüz ve yumuşak hamur, diğer mayadan farklı bir yapı ve yumuşaklığa sahiptir. Nohut mayalı hamur kabarmasını tamamladığında normal mayalıya nazaran farklı bir görünüm oluşturmaktadır. 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163