İddialardan “oto sansür” ve “yandaşlık” vurgunları da çıktı
 AKP Hükümeti, iktidarının ikinci döneminde, 2007 yılından sonra görülmemiş bir baskı yönetimine yöneldi. Kendisine karşı yükselen muhalefeti bastırmak için bir taraftan başlattığı Ergenekon ve türevi operasyonlarla korku imparatorluğu yaratırken, medyayı kontrol altına alıp susturmak için medya kuruluşlarına karşı denetim terörü estirdi. Öyle ki; ünlü medya partonu Aydın Doğan’a bütün servetini verse ödeyemeyeceği kadar, tam 4 milyar liralık ceza kesildi.



Bu baskıyla birlikte gazeteler ve televizyonlar hızla oto sansüre yönelerek, Abdülhamit döneminde bile görülmemiş bir sansür uyguladı. Medya patronları bu oto sansürü de hangi gazeteci iye yapıyorsa onu gazetelerin ve televizyonların başına getirerek onlara yaptırdı.



AKP bir taraftan da Hitler dönemindeki Geobbles tarzı propagandayla iktidarını sağlamaklaştırmak için kendi meydasını oluşturmaya başlarken, iktidara yakın televizyon ve gazeteleri de güçlendirmeye çalıştı.



İşte bu dönemde, merkez basını susturmak için başa getirilen gazeteciler ile iktidara yakın medyada Geobbles tarzı AKP propagandası yapan, açıkça hükümetin ve partinin sözcülüğünü yapan yazarlar ve gazetecilerin, yaptıklarının karşılığını nasıl aldıkları, oto sansür ve iktidar sözclüğü karşılığında ceplerini nasıl doldurdukları, hükümeti küplere bindiren yolsuzluk operasyonları ile ortaya çıkmaya başladı.



Taraf Ankara Temsilcisi Hüseyin Özay’ın kulis haberine göre; 28 Şubat post modern darbe sürecinde medya sektöründe yaşanan“hızlı zenginleşmenin” bir benzerinin de 11 yıllık AKP hükümeti döneminde yaşandığı ortaya çıktı. Özellikle hükümete yakın medya kuruluşlarının yönetici ve yazarlarının mal varlıklarında gözle görülür artışlar yaşanması dikkatlerden kaçmadı. Örneğin, 10 yıl önce “kooperatif taksidini”ödeyemeyen bir gazete yöneticisinin, 10 yıl gibi bir dönemde 17 daire sahibi haline gelmesi uzmanları da şaşırttı.



YANDAŞI “HALKBANK” YAKTI



Türkiye'yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sırasında, savcılığın 14 ay süren teknik ve fiziki takibi sırasında, Türkiye Halk Bankası ile yandaş medya yöneticileri arasındaki karmaşık ilişkilerin varlığı da tespit edildi. Bunun üzerine, teknik takipte elde edilen bilgiler ile banka ile parasal ilişki içindeki medya yöneticilerinin mal varlıkları çapraz sorgulamaya alındı. Bu çerçevede yapılan sorgulamada yandaş olarak nitelendirilen birçok medya yöneticisi ile yazarlarının mal varlıklarında dikkat çekici artış olduğu belirlendi.



GAZETECİLERİN MİLYON DOLARLIK CİROLARI



Yapılan incelemelerde, hükümete yakın gazetelerde üst düzey görevlerde bulunan birçok yazar ve yöneticinin, “reklam şirketi” veya “danışmanlık” şirketinin bulunması dikkat çekti. Daha çok yakınları tarafından oluşturulan şirketlerin, yıllık cirolarının milyon dolara ulaştığı belirlendi. Örneğin, hükümete yakın bir gazetede köşe yazarlığı yapan bir kişinin, yaklaşık 30 personeli bulunan bir reklam ve danışmanlık şirketinin de gizli sahibi olduğu saptandı. Yine bir başka yandaş gazetenin yöneticisinin de, yakınları üzerine kurulu bir reklam şirketi aracılığı ile TRT'ye her yıl milyonlarca liralık program satışı yapması dikkat çekti.



MİLYON DOLARLIK VİLLA



Yandaş medya yönetici ve yazarlarının daha çok“gayrimenkule” yatırım yaptıkları görüldü. Örneğin, bundan beş yıl önce kirada oturan bir yandaş yazarının milyon dolarlık villa satın alırken, yine 10 yıl öncesinde üyesi olduğu kooperatifin taksidini ödemediği için icraya verilen bir gazete yöneticisinin bugün 17 ayrı dairesi bulunması dikkat çekti. Söz konusu yöneticinin, hatırı sayılır tutarda kira geliri elde ettiği de bildirildi.



“2 MİLYON YOLLA SÜLEYMAN” MECLİS’E TAŞINDI



Bu arada Taraf'ın gündeme getirdiği, bir yandaş gazete yöneticisin Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’dan, “2 milyon yolla Süleyman Bey” dediğine yönelik haber, TBMM gündemine taşındı. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Halkbank’tan gazetelere verilen reklamların açıklanmasını istedi. Tanrıkulu'nun yönelttiği sorular şöyle.



1-Hükümete yakın bir gazete yöneticisinin "Maaşları ödeyemiyorum. Oradan 2 milyon lira gönder" diyerek Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’dan para göndermesini istediği iddiası doğru mudur?



2-İddia doğruysa, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’dan 2 milyon yollamasını isteyen gazete yöneticisi kimdir?



3-Gazete yöneticisinin isteği, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan tarafından yerine getirilerek 2 milyon TL veya dolar veya euro tutarındaki para gazete yöneticisine gönderilmiş midir?



4-Para gönderildiyse eğer, hangi tarihte, kime ve nasıl ödenmiştir?



5-1 Ocak 2004-30 Aralık 2013 tarihleri arasındaki dönemde Halkbank, verdiği reklam ve ilanlar için hangi gazeteler ile dergilere toplam ne kadar ödeme yapmıştır?



6-1 Ocak 2004-30 Aralık 2013 tarihleri arasındaki dönemde Halkbank, verdiği reklam ve ilanlar için hangi televizyonlar ile radyolara toplam ne kadar ödeme yapmıştır?



7-Tüm ödemeler bankacılık mevzuatlarına uygun olarak yapılmış mıdır?



8-Tüm ödemeler muhasebe kayıtlarına yasal mevzuatlara uygun biçimde kaydedilmiş midir?



9-Halkbank’tan AKP’ye yakın olarak bilinen gazetelerin patronları ve yöneticilerine para transferleri gerçekleştirilmiş midir?



10-Savcılık bu konuda bir inceleme yapmış mıdır ya da yapacak mıdır?
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×