Yayın yasağına karşı mücadeleye!
Kızıl Bayrak, Atılım, Halkın Günlüğü, Mücadele Birliği, Özgür Gelecek, Siyaset, Türkiye GerçeğiBarikatYarınÖzgür Halkgazeteleri, tutsaklara yönelik yayın yasağına karşı ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.

Bugün saat 12.00'de Taksim'deki İHD İstanbul Şubesi'nde düzenlenen basın toplantısında salona “Basına sansür, tutsaklara tecrit…Tutsaklara yayın yasağına son!” şiarlı ozalit asıldı.

Basın açıklamasını Kızıl Bayrak muhabiri Mehmet Ali Karabulut okudu.

Açıklamaya “Dışarda, baskıyı arttırarak uygulayan iktidarlar, hapishanelerde tutsak ettikleri toplumun öncülerine daha da ağırını yaşatmaktadır” diyerek başlayan Karabulut, toplumun karşı karşıya kaldığı baskıların daha da pervasızlaştığı bir dönemden geçildiğini vurguladı. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün 10 Kasım tarihli genelgesine değinilen açıklamada Tekirdağ F Tipi Hapishanesi'nde tutsaklara gerekçe olarak "Düzenin sağlanmasına katkı sağlanması amacıyla, ücreti önceden hükümlü ve tutuklularca ödenmeyen ve/veya ücretsiz gönderilen hiçbir bülten, broşür, gazete, dergi vb. gibi yayınların ceza infaz kurumlarına alınmaması..." ifade edildiğini; Sincan Hapishanesi'ndeyse, "tüm iyileştirme programlarına rağmen örgütlerden kopuşların sağlanamaması, iletişimin kesilmeyişi" tanımının yapıldığıni aktardı. Gömülü resim için kalıcı bağlantı
Genelge yeni saldırı halkası
Yasanın bugüne kadar böyle yorumlanmayıp bugün yasakçı zihniyetle mazeret sayılmasına dikkat çeken ve genelgenin “yasalara uyma”yla değil, devrimci tutsaklara ve düşünceye saldırma niyetiyle açıklanabileceğini belirten Karabulut sözlerine şöyle devam etti: “Genel olarak "ifade, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü" karnesi sıfırlanmış olan Türkiye egemenlerinin, bu uygulamasını da şaşırtıcı bulmuyoruz. Burada sunulan gerekçelerden şunların altını özellikle çizmek istiyoruz.

'Tüm iyileştirme programlarına rağmen örgütlerden kopuşların sağlanamaması, iletişimin kesilmeyişi' gerekçesi engellemenin ardında yatan asıl amacı gösteriyor. Bu, yayını örgütle eş değerde tutan aklın bir ürünü.

Bu gerekçeler Gezi sürecinde milyonların bir araya gelişini, özgürlük haykırışını Taksim Dayanışması’nı, Çarşı taraftar grubunu örgütleştirerek, terörize etmeye çalışan düşüncenin bu alandaki yansımasıdır.”

Sansür ve tecriti kırmaya çağırıyoruz”
Karabulut, bu uygulamanın 19 Aralık 2000’deki devletin ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ dediği, gerçekte baskı, tecrit, kimliksizleştirme ve yok etme olan F tipi hücre saldırısının uygulamasının bir uzantısı olduğuna işaret etti. Bu kararın, direkt hedefinin devrimci, sosyalist muhalif basın olduğuna dikkat çekerek şunları vurguladı: “Sansür, baskı ve yok etme Türkiye devletinin karakteristik bir özelliği olagelmiştir. Yıllardır bilinen bu gerçek, son dönemdeki Gezi süreci ve birçok toplumsal sorunda bir kez daha kendisini gösterdi.

Bu saldırı rantın, yağmanın ve sömürünün rahatlıkla yapılabilmesi için, öncüleri şahsında toplumun teslim alınmasına yöneliktir.

Bizler aşağıda adı yazılı basın kurumları olarak, bu tecrit ve sansüre karşı mücadeleyi büyüteceğimizi belirtiyoruz. Buradan özelde basın yayın kuruluşlarını, gençleri, kadınları, işçileri ve ezilen halkları ile birlikte, özgürlüğe, dayanışmaya inanan herkesi, mücadelemize ortak olmaya, sansür ve tecriti kırmaya çağırıyoruz. Gömülü resim için kalıcı bağlantı
Duyarlı kamuoyunu yayın göndermeye çağrıyoruz”
Av. Sezin Uçar da açıklamanın ardından müvekkillerinden, hapishane idarelerinden ve bilgi edinme hakkıyla bakanlıktan öğrendiklerini aktardı. Uçar, fiili bir tutum geliştirildiğine dikkat çekerek daha önce kitap sınırlamasını dayatanların şimdi de ücret ödemeyi öne sürdüğünden söz etti. Devrimci ve yurtsever tutsakların düşünsel üretimlerini engelleme amacıyla hareket edildiğini belirten Uçar, yasağın karşısında durmak için tutsakların, sol basının ve avukatların mücadele edeceğini söyledi. Uçar sözlerine, sadece sol-sosyalist basının değil tüm duyarlı kamuoyunun yayınları göndermeye devam ederek bunu arttırarak karşılık vermesi gerektiğini söyleyerek son verdi.

Uçar'ın ardından Türkiye Gazeteciler Sendikası'ndan Arzu Demir söz aldı. Demir, yasağın bilgi edinme ve haber alma hakkının engellenmesi anlamına geldiğini ifade ederek sansüre karşı örülecek mücadelenin sendika olarak parçası olacaklarını belirtti.

Toplantıda, yayınlara erişimi engellenen tutsak aileleri adına Gülşah Tağaç konuştu. “İlk değil, son değil. Bu yasaklar beni 12 Eylül'e götürüyor” diyen Tağaç, '80'lerden 94'e hep yasaklarla karşılaştıklarını ifade etti. “Zindanlar boşalsın, ülkeye özgürlük gelsin” derken devletin buna karşılık yasakları arttırdığına dikkat çeken Tağaç, Metris'teki kalem yasağına karşı saçlarının arasında gizlice kalem sokmalarını anlattı.

Yasağa karşı 28 Kasım'da hapishane önüne!
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu'ndan Neriman Çelik ise genelge için “varlığı bile şüpheli” diyerek hiçkimsenin belgeye ulaşamadığını belirtti. Genelgeye ulaşınca iptali için başvuracaklarını söyleyen Çelik, hak ihlallerinin devam ettiğine ve yasağın bunun parçası olduğuna dikkat çekti. Ayrıca bunun sol ve sosyalist basının fiilen engellenmesi olduğunu vurgulayan Çelik, keyfi yasağa karşı olduklarını belirtti.

Konuşmalarının ardından basın toplantısı sansür ve tecrite karşı mücadele çağrısıyla ve 28 Kasım günü saat 12.00'de Bakırköy Kadın Hapishanesi önünde eylem yapılarak yayınları içeri verileceğinin duyurusuyla bitirildi.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×