Bu Makale
145 Tekil
Görüntülendi.
ÖDÜL
banner183

ÖDÜL

Kraliçe II. Elizabeth’in ölümü gündemde.

Üzülenler...

Sevinenler...

Hakaret edenler...

Göklere çıkaranlar...

Kraliçe hangisini hak ediyor.

Öfke duyanlar mı haklı, göklere çıkaranlar mı?

Kraliçenin ölümünden sonra nasıl bir hesap vereceğine biz karar veremeyiz elbet...

Ancak kraliçenin ödüle layık gördüğü iki insanın tepkilerine bakarak değerlendirme yapabiliriz.

*

Yıl 1997...

Afrikalı yazar, senarist, yönetmen Ousmane Sembene İngiliz Kraliyet Ailesi Özel Onur Ödülü‘ne layık görülüyor.

74 yaşındaki yazar, kürsüden Kraliçe II. Elizabeth’in yüzüne karşı, dünyayı şok eden şu konuşmayı yapıyor ve ödülü almadan salonu terk ediyor...

Konuşmama İngiliz dilinde devam etmeyeceğim için hepinizden özür dilerim. Sizin topraklarınızdayım ve sizin sahibi olduğunuz sistem içinde sizin tarafınızdan payelendiriliyorum. Ancak asıl konuşmam kendi öz dilimde olacaktır. Merak edenler, konuşmamın İngiliz diline tercümesini koltuklarında bulabilirler…

İngilizler geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda ise; bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı…

İngilizlerin dinini, dilini öğrendik. Uzak dünyadan gelen yeni dil ve din bizi hep çalışmak zorunda kalan itaatkâr köleler yaptı. Özgürlük için her karşı geldiğimizde, bizi birbirimizle savaşmak için ikna ettiler ve silah verdiler.

İngilizler gelmeden önce topraklarımızda sadece kavga vardı. İngilizlerin kutsal dini bizim kavgacılığımızı kullandı; evlatlarımızı savaşçı yaptı. Hem de sadece kendi kardeşleriyle savaşan, dünyayı İngiliz dilinden ve İncil’den ibaret sanan vahşi savaşçılar.

Hastalıklar yaydılar. Ne olduğunu bilmediğimiz içeceklerle bizleri hasta ve zayıf yaptılar.

Atalarımızı zincirleyerek büyük şehirlerine köle olarak götürdüler. O büyük binaları, caddeleri, tünelleri ve kiliseleri insan etinin üzerine inşa ettiler…

Kendilerini temizlemek içinse sanatçılarına fikir adamlarına; sadece kendilerini kapsayan insan tariflerini yaptırdılar. Her çeşit yiyeceklerin büyüdüğü topraklarımıza ilaçlar döktüler. Toprağın altındaki yanıcı siyah cehennem kanı (petrol) için bizleri öldürdüler. Büyük acılar ve ölümcül işkenceler ördüler…

Her gelen gemiden; kıyılarımıza hep ikiye bölünmüş tekneler yanaştı. İlk gelenler zulüm ettiler, arkasından gelen arkadaşları zulmü durdurma vaadiyle bizleri ele geçirdiler. Bugün gelenler de aynı sistemle hâlâ işgale devam etmekteler…

Yeni ilaçları, biyolojik silahları ve hastalıkları deneyen gönüllü doktorlarınızı istemiyoruz!

Emperyalist sisteminizde geri dönüşüm ekonomisiyle aslında sömürü olan yiyecek yardımlarınızı kabul etmiyoruz!

Birbirimizi anlamamızı zorlaştıran, şarkılarımızı ve masallarımızı unutturan fakir dilinizi reddediyoruz!

Çağdaş dünya daveti içindeki, bizi zorla şekillendiren yüzeysel sanat kuramlarınıza karşı çıkıyoruz!

Özgürlüğümüzü ilan ediyor, Afrikalı insanlar olarak doğduğumuzu ve Afrikalı ölmek için de bütün Avrupa’yı topraklarımızdan kovuyoruz!

Birbirimizi öldürelim diye bize öğrettiğiniz ırkçılığı, Felsefe adına önümüze sürdüğünüz batının sığ kafalı laflarını, Hukuk adına yaptığınız bütün şovenistliklerinizi ve sanat diye dayattığınız bütün estetik öğretilerinizi Afrika topraklarından silene kadar Afrika sizinle savaşacaktır!

Siz kabul etmeseniz de bir Afrikalı en az dünyanın herhangi bir yerindeki bir batılı kadar onurludur.

İnsan onurlu doğar.

Ve hiçbir insanın kraliçelerin vereceği onura ihtiyacı yoktur!”

*

İngiltere amiral gemisi İstanbul Boğazı’nda Dolmabahçe önünde demir atıyor.

Kraliçe de gemide.

Gemiye Türkiye Cumhuriyeti’nde bakanlık, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış Abdullah Gül gidiyor.

Gül, Kraliçe önünde diz çökerek BÜYÜK ŞÖVALYE NİŞANI alıyor.

Bu nişan, İngiltere’ye büyük hizmetleri bulunanlara verilen bir ödül.

Aynı Abdullah Gül, ikinci ödülünü de 2010 yılında Cumhurbaşkanı iken bu kez İngiltere’de yine Kraliçe’nin elinden alıyor.

Chatham House tarafından verilen YILIN DEVLET ADAMI ÖDÜLÜ...

Hani şu Sevr antlaşmasının planlayıcısı, Afrika’yı, Asya’yı, Arap Yarımadası’nı parçalayan planların yapıldığı Chatham House...

Cumhurbaşkanlığı makamına oturan bir şahsın, başka bir ülkenin yönteticisi tarafından bu şekilde ödüllendirilmesi kabul edilebilir mi?

Bir Türk vatandaşı olarak içim acıyor doğrusu...

*

İki isim...

Aynı kraliçe tarafından ödüle layık görülüyor.

Biri reddediyor, diğeri ödüle doymuyor.

Biri, “insan onurlu doğar, kraliçenin vereceği onura ihtiyacı yoktur” diyor.

Diğeri, temsil ettiği makamı hiçe sayarak iki kez ödül alıyor.

Aldığınız veya almadığınız ödüller onurunuzu belirler.

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163