Bu Makale
86 Tekil
Görüntülendi.
ÖĞRETMEN TOPLUMUN ONURUDUR
banner183

ÖĞRETMEN TOPLUMUN ONURUDUR

Öğretmenlik...

Kutsal meslek.

Çünkü...

Toplumun geleceğini onlar şekillendirir.

Sorumlulukları fazladır.

İyi örnekleri saymakla bitmez.

Hayatıma dokunan, derin izler bırakan  öğretmenleri yazmadan geçemeyeceğim.

Matematik ile aram ortaokul düzeyinde pek iyi değildi.

Lise öğretmenim Aziz Dumanoğlu, matematiğe ve hayata bakış açımı değiştirdi.

Matematiğe dair korkum, yerini sevgiye bıraktı.

Kendisini her daim şükranla ve saygıyla anıyorum.

Fizik öğretmenim Mümtaz Başer’i unutmam mümkün değil.

Duruşu, yaklaşımısi ile tam bir örnekti.

Mezuniyetimizden otuz yıl sonra lise arkadaşlarımızla buluşup evinde ziyaret ettik, elini öptük. Mekanı cennet olsun.

Birlikte çalışma onuruna eriştiğim Hasan Ot, tanıyan her öğrencinin gönlünde taht kurmuştur eminim.

Muhteşem bir öğretmen ve yöneticiydi.

ACI’da müdürümdü Anet Gomel. Tanıdığım en mükemmel yönteticiydi.

Zarafet, asalet ve nezaket sembolüydü adeta. Otoritesini saygınlığıyla sağlıyordu.

Doğduğum andan itibaren yaşamımı şekillendiren bir değeri unutabilir miyim...

İlkokul ve hayat boyu öğretmenim olan Ziya Adıtatar ile gurur duyuyorum.

Koca koca insanlar nerede görseler elini öpüyorlar.

Babamdır diye söylemiyorum, onur timsalidir.

*

Birlikte görev yaptığım daha nice değerli, saygın meslektaşımı sayabilirim...

Ancak...

Maalesef kötü örnekler de var.

Üçünü anlatacağım...

Bir öğrencim üniversite sınavında 16 coğrafya sorusunun 15’ini doğru yapmıştı. Ancak istediği puanı elde edemediği için sınava tekrar girmeye karar vermişti.

Günümüzde var olmayan bir dersaneye kayıt yaptırmıştı.

İlk sınavında 15 yanlış 1 doğru yapınca yanıma geldi.

Hocam nasıl olur bu kadar yanlış, bi’bakar mısınız sorulara” diyerek sınav kitapçığını verdi.

İnceledim.

Sorular anlaşılmaz bir şekilde kurgulanmıştı.

Olmamasının nedeni değildir” şeklinde tüm sorularda iki olumsuz bir araya getirilmişti.

Öğrenciler soruyu anlayamadıkları için yapamıyordu.

O dersanede çalışan bir arkadaşımı aradım, sordum; “niye bu tarz soruyorsunuz?

Aldığım cevap utanç vericiydi:

Bölüm başkanı arkadaş özel ders çıksın diye ilk üç aydaki soruları zor sormamızı istiyor.

Para kazanma amacıyla kendini küçültme ve yitirilen onur.

*

Özel okulda çalışan öğretmen, 10. Sınıftaki öğrencilerini uluslararası bir yarışmaya katılmaları için teşvik ediyor.

9. sınıfta da öğretmenleri olduğu için öğrencilerini iyi tanıyor ve başarılı olacaklarına inanıyor.

Dokuz öğrencisi sınava başvuru yapıyor.

Okuldaki diğer branş öğretmeni de yarışmanın Türkiye organizasyonunu yapan derneğin yöneticisi pozisyonunda.

Bu öğretmen başvuran öğrencileri öğle aralarında 10’ar dakika çalıştırıyor.

Sınav yapılıyor, sonuçlar açıklanıyor.

İlk üç bu öğrencilerden çıkıyor ve Türkiye’yi temsilen uzakdoğuda bir ülkeye gitmeye hak kazanıyorlar.

Büyük başarı.

Çünkü sorular oldukça zorlu.

Öğrencilerin çoğu 60 sorunun en az 40’ını yapıyor.

Ancak...

Yarışmaya katılan fakat dereceye giremeyen İKİZ KARDEŞLER, asıl öğretmenlerine gidip kendilerine haksızlık yapıldığını iddia ediyorlar.

Sebebi sorulunca verdikleri yanıt çok ilginç.

Biz  ..... beyin öğle arası yaptığı çalışmalara geç başvuru yaptığımız için kakatılamadık.

..... Bey sınavda çıkan soruların aynılarını onlara çözmüş. Biz göremediğimiz için başarısız olduk. Adaletsizlik var. İtiraz etmek istiyoruz...”

Öğretmen önce inanmıyor.

Ancak kafasında şüphe uyanıyor.

Çünkü tesadüf eseri İstanbul’daki dernek yönetiminden gönderilen sınav soruları yaklaşık on gün önce postacı tarafından kendisine teslim ediliyor.

Şüphesini gidermek ve haksızlık yapmamak için sınava giren diğer öğrencilerden de bilgi alıyor.

Sınavda çıkan Yedi-sekiz sorunun aynısının öğle arasında kendilerine gösterildiği konusunda ikna oluyor.

Öğretmen, durumu idareye bildirmek istiyor.

Ancak...

Öğrencilerinin başarısına gölge düşürmek var.

Ayrıca iki senelik emeği göz ardı edilerek tüm başarı 10’ar dakikalık üç, dört çalışma yaptıran yarışmacı öğretmene mal edildiği için kıskandığı düşünülebilir.

Bu nedenlerle durumu yönetime bildirmiyor.

İkiz kardeşler de üst mercilere gitmekten çekiniyorlar.

Öğretmenlik adına utanç verici bir örnek.

Ve sonuçta...

Kendini pazarlama amacıyla yitirilen onur.

*

Son kötü örneğe gelince...

10. Sınıf öğrencileriyle her yıl volkanları, peribacaları ile ünlü bir ilçeye gidiliyor.

Planlamalar titizlikle yapılıyor.

Sorumlu branş öğretmeni yola çıkarken bölüm başkanı, öğrencilerin yemek yemesi için “Avlu” isimli bir işletmeyi ayarladığını söylüyor. Bölüm başkanı da o kasabalı olduğundan, sorumlu öğretmen iyi bir yer olduğunu düşünüyor.

Araştırma gezisinde yemek molası için belirtilen yer bulunuyor.

Fakat bir sorun var.

Orası bir lokanta değil, kafeterya !

Öğrenciler iyice acıkmış ancak yemekler ortada yok.

Çünkü...

Yemekler başka bir lokantadan gelecek.

Çaresizce bekleniyor.

Sonunda yemekler geliyor, ancak uzak mesafeden getirildiği için soğumuş.

Neyse ki çok acıkan çocuklar fazla sorun etmiyor.

Doğal olarak yemek ücretleri hayli yüksek...

Çünkü başka bir yerde hazırlanan yemeklere burası da iyi bir ekleme yapıyor...

Bu öğretmen biraz araştırınca kafe sahibi ile bölüm başkanının yakın akraba olduğunu öğreniyor.

Danışıklı dövüş.

Akrabasına kazanç sağlama çabası ve karşılığında yitirilen onur.

*

Öğretmen toplumun deniz feneridir.

Onurunu yitirenlerle onurlu toplum oluşturmak imkansızdır.

Onurlu öğretmenlerin sayılarının çok olması ise tesellimiz.

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163