Bu Makale
294 Tekil
Görüntülendi.
OKUMAK VE HAYAL

 

OKUMAK VE HAYAL

 

Bir filmdeki öğretmen ve öğrencisi arasındaki diyaloğu bilirsiniz.

Öğretmen: “Hiç kitap okuyor musun?” 

Öğrenci: “Hayır okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum.”

Öğretmen: “Ama biz hissediyoruz!”

Okumak ile ilgili benzer çok çok örnek var.

York Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olan Dr. Raymond Mar’ın çalışmalarına göre, beyin deneyimledikleri ile okuduklarını ayırt edemiyor. 

Mar, bir karakterin yaptığı bir eylemi okuduğunda, bu eylemleri gerçekleştirmek için gerekli olan alanların da beynimizde harekete geçtiğini söylüyor. 

Başka bir deyişle, bir hikayenin okunuşunu gerçek karaktermiş gibi deneyimliyoruz.

Örneğin, bir karakter yürürken, beyinde yürüme ile ilişkili motor fonksiyon alanları aktive ediliyor.

Bir anlamda, karakterin yaptıklarını yapıyormuşuz gibi deneyimliyoruz.

Okuduklarımızı tam anlamıyla deneyimliyoruz ve her şey ayna nöronlarından dolayı oluyor. 

Öte yandan, başkalarını anlama, durumları ve duyguları birbirine bağlama yeteneğimizi de geliştiriyoruz. 

Bir hikayenin anlatısını okurken bakış açımızı değiştiriyoruz.

Örneğin engelli birini düşünün. Karakterin deneyimleri yeterince ayrıntılı olarak anlatılırsa, bir noktada nasıl hissettiğini de anlarız.

Sonuç olarak, okumak, empatiyi uygulamaya ve beslemeye giden bir yoldur. 

Okumanın bir başka önemli katkısı ise hayal gücünü geliştirmesidir. 

Herkes hayal kurar. 

Ancak gerçekleşebilecek hayalleri birikimli insanlar kurar.

Hayalin gerçekleşmesi donanıma bağlıdır bir ölçüde.

Büyük hayali olanlar, yaptıklarıyla tarihe iz bırakanlardır. 

İz bırakanlardan biri olan Albert Einstein şöyle demiş: 

Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere.  

Okumak ve hayal konusunda en önemli örnek ise Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Kısa yaşamında bildiğimiz kadarıyla beş binin üzerinde kitap okumuş (bunların önemli kısmı Fransızcadır), zamanının çok ötesinde hayaller kurmuş ve gerçekleştirmiş bir dâhidir Atatürk.

Henüz Cumhuriyet kurulmadan Erzurum Kongresi sırasında (28 Temmuz 1919) Mazhar Müfit Kansu’ya yazdırdığı notlarda fesin kalkacağını, dönemin uygar ülkelerindeki gibi şapka giyileceğini, hükümet biçiminin Cumhuriyet olacağını, Latin harflerinin kabul edileceğini söylemiş. 

O dönem şaşkınlık ve inançsızlıkla Atatürk’ün sözlerini not eden Mazhar Müfit, yıllar içinde bu söylenenlerinin birer birer gerçekleştiğini görmüş ve daha sonra yazdığı anılarında hayretini dile getirmiştir. 

Çok etkilendiğim bir film olan “Ölü Ozanlar Derneği”ndeki bir replikte “eğer insan, güvenle hayallerinin peşinden giderse hiç beklemediği başarıyla karşılaşır. Aptalca hayaller peşinde koşmayan bir kalp gösterin ben de size mutlu bir insan göstereyim” diyordu.

Okuyalım.

Bilgilenelim.

Dünyayı güzelleştirecek, içi dolu hayaller kuralım...

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×