banner183

DÜNYA MALINA DÜŞKÜNLERE NASİHAT

DÜNYA MALINA TAMAH EDENLERE NASİHATLAR

Dün gece okuduğum kitabın kaldığım sayfasının arasına ayraç koyup, masamda ki okumalarıma tanık olan bardağımda ki suyu son damlasına kadar yudumlayıp saat 23.30 du başımı yastığa koydum.

 

İbranice bilmem, aramice, arapça da bilmem, ana dilim Türkçe. Yüce Yaradan’a yalvardım, “insan olarak bildiğimiz 13.7 milyar ışık yılı genişliğinde olan evrenin yüce yaratıcısı, dünyayı kirletenler insan türünü yok ediyor. Her şey o kaosa doğru gidiyor. İyi insanların gücü yetmiyor onları durdurmaya, bir avuç olan kötüler dünyada tüm canlılara verdiğin nimetleri türlü şeytani oyun ve kurallarla kendilerine tapulamışlar. İliklerimize kadar, bize verdiğim yaşama hakkımızı soyuyorlar.

 

Yüce Yaradan, denizlerde balıkları sahiplenmişler, ağaçlarda türlü türlü meyveleri, dağları, ormanları, denizleri… Hasılı dünyayı parsellemişler efendim. Yapabilirsen yardım et bize Yüce Yaradan’ımız. Yardım edin bize” diye yakarıştan sonra uyumuşum.

 

Aman tanrım gecenin bir yarısında ter kan içinde uyandım. Sırılsıklam olmuştum.

 

Mutfaktan bir bardak su alıp yüzümü yıkadıktan sonra oturdum.

 

Müthiş bir rüya görmüştüm. İnanılacak gibi değildi ama görmüştüm. Kim kimin rüyalarına sınır çizebilir? Yolda yürürken yayaysan kaldırımdan yürümek kuraldır. Karşıdan karşıya geçerken de kurallar var. Trafik ışıklarına uymak zorundasın. Ama rüyalara kural konulamaz ki ! Rüyalara kural işlemez. Benimki de öyleydi.

 

Her yanı yemyeşil bir alanda sırtımı dayamışım bir ağaca kitap okuyordum. Birden başımda birinin dikildiğini gördüm. Başımı kitaptan kaldırıp baktım. Gül yüzlü, pamuk gibi bembeyaz sakalları ile yaşlı bir ihtiyar bana gülümsüyor.

 

“Nasılsın evlat” dedi. Saygı ile kalktım ayağa “teşekkür ederim efendim, dingin bulurum böyle yerleri, kitap okuyorum” dedim. “Nedir o kitabın içindekiler, ne yazar ne anlatır sana” dedi. “Efendim memleket meselesi. Ülkemin durumunu anlatır içindekiler” dedim. “Pek güzel, peki orada çözüm var mı dertlere ?” dedi. “Hayır efendim, sadece tespit yapıyor” dedim.

Gül yüzü ile tebessüm etti.

Bana küçük bir el kitabı uzattı. Başka bir şey demeden yürümeye başladı. Kitaba bakmak için kafamı eğdim, birkaç saniye sürmedi başımı kaldırdım kimsecikler yok.

Adını bir öğrenemediğim gül yüzlü insan yok olmuştu. Efsanelerde duyduğum hikayeler geçti aklımdan. Zorda kalanların imdadına yetişenler, düşene destek olan iyi insanlar…

 

Elinde ki kitabın kapağında “Dünya Malına Tamah Edenlerden Kurtuluş Yolları” yazıyordu, heyecanla olanları bir kenara bırakıp okumaya başladım. Ben okudukça okuduğum sayfalar bembeyaz kesiliyordu. Anladım ki bir okuduğumu tekrar okuyamayacaktım. Ne varsa ilk okuduklarım kalacaktı aklımda.

Hızla okumayı kestim... Yavaş, yavaş sesli okumaya başladım ki, aklımda kalıcı olsun.

 

Uyumadan okuduğum makalede, “Son yıllarda faiz giderleri yükselmeye başlayan Türkiye 2022 yılının ilk iki ayında 57,9 milyar lira faiz ödedi. Bu miktar 2017 yılının tamamında ödenenden daha fazla

 

2017 yılında faiz giderlerinin bütçedeki payı yüzde 8,4’e kadar düşmesine rağmen bu oran 2021 yılında yüzde 11,3’e çıktı. 2003-2021 yılları arasında Türkiye’nin faize ödediği toplam miktar ise 515,7 milyar dolar.

 

Bu dönemde Türkiye’nin yıllık faiz harcaması ortalama 27,1 milyar dolar dolar oldu. Aynı dönemde vergi gelirlerinin yüzde 18’i faiz ödemelerine gitti” diye yazıyordu. Ekonomist değilim ama yazılanları okuyup anlayabiliyorum.

 

Bunları yazacak değilim elbet. Meraklısına link vereyim bari de beni rüyalara boğan rakamları kendiniz okuyun. (Okumak için tıklayın >>>>>>)

 

 

Ben rüyama döneyim.

 

Okuduğum kitapta, “dış borcunuzu erteleyecek bir iktidarınız olmalı diyordu. Bütün borç ödemelerini durdurup anaparasını donduracaksınız.

Bunu yapmak kuşkusuz kolay değil.

Dış baskıları göğüsleyecek bir halk desteğinin olması gerekir.

İlk 5 yılda dışarıdan temel ihtiyaçlar dışında bir şey almayacak ve her şeyinizle üreteceksiniz. En kötüsü dışarıya satamasanız bile kendinizi idare edip dış borçlarınızla uzlaşmaya varmalısınız.

Borçlarınızı anaparası kadar ürettiğiniz tahıl ve işlediğiniz öz kaynaklarınızdan elde edeceğiniz değerlerle ödeyebilirsiniz.

Bundan başka yol yok” yazıyordu.

Bu konuda anımsadığım bunlardı.

Tüm rüyamı bir yazıya sığdıramayacağımı biliyorum.

 

Onun için rüyamın devamını aklımı toparladıkça yazacağım.

 

Ne rüyaymış ama…!

 

(Devam edecek)

 

Yüce Yaradan’ım sana sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Bana böyle bir rüyayı görebilme şansı sağladın diye.

Her gece uyumadan sana tüm içtenliğimle ana dilimde yakarıp dilekte bulunacağım.

M.Güneş

 



HALKIZ BİZ
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163