CHP İzmir Milletvekili Kani Beko Urla'da da yapılan kamulaştırmayı sert sözlerle kınadı

CHP İzmir Milletvekili Kani Beko Urla'da yapılan kamulaştırmayı sert sözlerle kınadı

 

CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında DİSK Genel iş in tapulu malı olan Urla da ki yerin kamulaştırılmasını sert sözlerle kınadı. 

DİSK ve Genel-İş Sendikasının unutulmaz Genel Başkanı Abdullah Baştürk ve arkadaşları tarafından işçilerin kullanımı için 1975 yılında DİSK/Genel-İş Sendikasına kazandırılan İzmir Urla Zeytineli köyü Böğürtlen mevkiindeki denize sıfır 68 dönümlük araziye Saray tarafından hukuk dışı bir biçimde el konmuştur.

 

Sendikanın yanı sıra birçok köylüye ait taşınmaz da aynı akıbete uğramıştır.


Önce taşınmazlar üzerine kamulaştırma şerhi konulmuş, hemen sonra da 25 Ocak Cumartesi günü Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle acele kamulaştırma yapılmıştır. Yapılan işlemlerin sürati son derece dikkat çekicidir. Henüz Sendikaya ve diğer mağdur köylüye resmi olarak kamulaştırma kararı tebliğ edilmemiştir.


Bu bölge önceden SİT alanı statüsündeydi. 13 Eylül’de yine bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ilan edilmiş SİT alanı statüsünden çıkarılmıştır.


Bu şekilde 500’ün üstünde parselin oluşturduğu uzun bir kıyı alanı kamulaştırılıp özel kişi ve kuruluşlara uzun dönemli kiraya verilecektir. Bu arada bazı kişi ve kurumlara ayrıcalık tanınıp kamulaştırma kapsamı dışında tutulduğu bilgileri de gelmektedir.


Çevrecilik bakımından da sıkıntı yaratacak konular söz konusudur. Köy merası, tarım arazisi niteliğinde bazı taşınmazların golf sahası yapılması söz konusudur. Bu su kaynakları için tehlike oluşturacak bir planlamadır.


Kamunun bütün eylem ve işlemleri kamu yararına uygun olmak zorundadır. Sendika ve bazı vatandaşlara ait taşınmazlara el konulup özel kişi ve kuruluşlara kiraya vermek bu kamu yararı kavram ve ilkesine aykırıdır. Bazı kişilerin kayırılması yasaların eşit objektif uygulanmaması kamusal işlemi sakatlar, hukuk dışına çıkarır. Öte yandan Anayasanın mülkiyet hakkı ile ilgili düzenlemelerine de aykırılık oluşturur.


Zamanında işçilerin tatil yapması hedeflenerek alınmış taşınmazların, köylülerin, vatandaşların elinden alınarak lüks otel yatırımlarına dönüştürülmesi, onların gelirleri itibariyle asla yararlanamayacakları, işçilere fiilen yasak bir kamulaştırma nasıl kamu yararı amacı güdecektir, sormak gerekir? İşçilerin, ailelerinin, o civarda topraklarını ellerinden aldığınız köylülerin, çoluk çocuğun denize girmeye hakkı yok mu? Yarattığınız bu ekonomik kriz sonucunda zaten zar zor geçiniyorlar, bir de ellerinden imkanlarını alıyorsunuz. Anlaşılıyor ki amacınız yandaşlarınızı, Katarlı yoldaşlarınızı zengin etmek, o otellerde yaşatmak.  

12 Eylül Faşist Cuntası DİSK/Genel-İş Sendikasını kapattıktan sonra mal varlıklarına da el koymuştur. Bugün Ankara Çankaya’da yıllarca kullanılmış olan Anayasa Mahkemesi DİSK Genel-İş Sendikasının kendi mülkiyetidir.

40 yıl sonra aynı anlayışla Urla Belediye Başkanımız görevden alındıktan sonra, DİSK/Genel-İş’in ve halkın arazileri 12 Eylül Faşist Cuntasının yaptığı gibi gasp edilmiştir.



Urla Belediye Başkanını da Fetöcü olduğu için değil Urla’yı daha önce yönettiğiniz İstanbul ve Ankara gibi ranta, talana açmak istediğiniz için görevden aldığınız anlaşılmaktadır. Bu uygulama gösteriyor ki kayyum ve meclisin iptali tamamen stratejik ve politik bir hamledir. Amaç yerel halkın ve belediyenin sesini azaltmak, yok etmek ve böylece buradaki rant ve talan amacınızı gerçekleştirmek. Kamulaştırma yapılan DİSK/Genel-İş’e ait bu bölgenin yanı başında geçmişte yapılan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tatilini yaptığı ‘kaçak villalar’ın varlığı da gözden kaçırılmamalıdır.
Ayrıca aynı bölgede Ensar vakfına ait arazileri neden kamulaştırmadınız?


Özel bazı kişilere menfaat sağlamaktan başka hiçbir anlamı ve amacı olmayan ve adına kamulaştırma denilen bu hukuksuz uygulamadan derhal vazgeçilmesi, işçilerin ve köylülerin haklarının iade edilmesi konusunda adımların atılması gereklidir.

İvedilikle, işçilerin alın teri ile biriktirip aldıkları bu kutsal mülkiyet hakkına saygı duyulmasını ve hakkın iadesini bekliyoruz.

Ayrıca unutulmamalıdır ki, bu konuya dair Sendika gerekli tüm yasal haklarını kullanacak ve işçilerin paraları ile alınan bu arazinin tekrar işçilere dolayısıyla sendikaya verilmesi için gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar hak arayışını sürdürecektir.  

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×