Erkan Baş: ‘Zaten gidiyorlar’ rahatlığına kapılmamalı, gidene dek mücadele etmeliyiz

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Halk TV’de yayınlanan “Perdenin Önü Arkası” programında konuk oldu. Erkan Baş, Umut Yertutan, Hakan Çelenk, İpek Özbey, İsmail Saymaz ve Deniz Zeyrek’in sorularını yanıtladı. Gündeme dair birçok başlıkta konuşan Baş, ‘’Zaten gidiyorlar rahatlığına kapılmamalıyız, gidene dek mücadeleyi sürekli kılmalıyız’’ dedi.

AKP iktidarının pandemiyle mücadelesine, ‘’tam kapanma’’ iddiasıyla getirilen kısıtlamalara ve çıkarılan genelgelere ilişkin soruları yanıtlayan Baş, şunları söyledi:

Artık kararnameye de ihtiyaç duymuyorlar. Genelgeler var ama yakında genelgelere de ihtiyaç duymayacaklar. Biz hep planlı ekonomiden söz ederiz. Bugün karşı karşıya olduğumuz şey ise tam olarak piyasa ekonomisi koşulları.  Bu durum yönetememe durumu değil.  20 yıldır iktidar koltuğunda oturmayı beceriyor. AKP iktidarı koruma düsturu ile hareket ediyor.

Alkol meselesi burada çok önemli bir başlık. Tam bir pandemi fırsatçılığı. Salgın yönetmek yerine algı yönetiyorlar. Toplumda tam kapanma talebi ortaya çıkmıştı ancak bugün bir tam kapanmadan söz etmiyoruz. İnsanlara desteğin olduğu gerçek bir kapanma değil bu. Bir de Ramazan ayına getirilince hep yaptığı gibi toplumu kutuplaştırmayı seçen iktidar burada da bir deneme yaptı. Kendi tabanlarına dönüp Ramazan ayında içki içmeyi yasaklattık dedi. Öteki tarafa da salgını söylüyor. 

‘AKP BÜTÜN TUŞLARA BASIYOR’

Burası bir kanun devleti ise genelgelerini yayınlarsınız. Hem yapmak istiyor hem cesareti yok. Toplumsal muhalefet buna tepki gösteriyor. Ama siyasal muhalefet kaçıyor bundan.

Ben küçükken çok bilgisayar oynardım sinirlenince bütün tuşlara basardım. AKP de sinirlenince bütün tuşlara basıyor. Alkol, bilim insanlarına tehdit… Orada parti içinde bir yönetim krizi var. O çizgi film ile Z kuşağını tavlama stratejisi. Zihin şöyle çalışıyor. Ülkede seçmenler var bunları tavlamamız lazım. Biraz şirinlik yapıp onların dikkatini çekeceğiz. Ama işte fırsatçılık yaptıklarını sandılar. Rezil oluyorlar.

‘AKP İKTİDARA GELDİĞİNDE REJİMİN BİRİKTİRDİĞİ BÜTÜN SIKINTILARI KULLANDI’

Önüne çıkan her olanağı aklındaki ülkeyi hayat geçirebilmek için kullanıyor. İktidara geldiğinde Türkiye’de rejimin biriktirdiği bütün sıkıntıları kullandı. AKP iktidara gelince YÖK’ü kaldıracağız diyordu mesela ama baktı bu YÖK iktidar için kullanışlıymış kalsın.

Peki 15 Temmuz’da ki darbeciler başarıya ulaşsalardı nasıl bir ülke yaratacaklardı?  Aynısı olacaktı. Muhalifleri hapse atacaklardı, genelgeler çıkarılacaktı. Solculara baskılar kurulacaktı.

20 yılda bir şey hiç değişmemiş Türkiye’nin tepesindeki yüzde birin servetten aldığı pay hiç değişmemiş. O yüzden bir tutarlılık var. Zenginler daha zengin yoksullar daha yoksul.

‘LAİKLİK DEVLET KATINDA TASFİYE EDİLDİ AMA SOKAKTA YAŞIYOR’

Baş, “Türkiye’de Rejim değiştirilmeye çalışıyor kaygılarına katılıyor musunuz?” sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

 

Türkiye de bir cumhuriyetten söz edebilir miyiz? 23 Nisan’ın 101. yıl dönümü kutlanıyor ve Cumhurbaşkanı nerede? Bayrak direğinde ilk bayrağın göndere çekilmesi töreninde. ‘Başka bir yerde ben konuşuyorum ve vatandaş bana bakmalı’ diyor. Türkiye’de köklü bir rejim değişikliği oldu. Bunu görmeli muhalefet.

‘BUGÜN SUSARSAK BUNUN SINIRI NE?’

Laiklik devlet katında tasfiye edilmiştir… Devletin bütün kurumları tarikatlara verildi. Ama laiklik sokakta yaşıyor. Bana göre bu daha da devrimci. Bundan 30 yıl önce laiklik tartıştığımızda AKP yoksulların laiklik gibi dertleri yok diyordu. Laiklik Moda, Beşiktaş, Kadıköy’ün derdi gibi anlatılıyordu. Şimdi ise aksine laiklik yoksulun meselesi… Bu bir mücadele, iki tane uç var seçimi kaybetseler de gitmezler…  Seçimi zaten kaybedecekler... İkisi de yanlış. Mücadele edeceğiz.

Şeriat ilan edilse tuzağa düşmeyelim diye susacak mıyız? Bunların hepsi laikliği özgürlüklerimiz törpüleyen haller mi? Bugün susarsak bunun sınırı ne? Laiklik bu halkın birçoğunun ortak paydasıdır.

‘AKP DÖNEMİNDE ELİTLER SINIFI YARATILDI’

Bugün kadınlar Türkiye’nin pek çok yerinde başını örtemeden sokağa çıkamayacak hale geliyor. AKP topluma kendi rejimini dayatıyor. AKP döneminde elitler sınıfı yaratıldı. Bendensen her şey serbest… Cenaze töreni serbest, kongre serbest…. Binlerce insan son görevini yerine getiremezken tarikatların omuzdaşı olanlar cenazede… Bizim yanımızda olursanız güçlüsünüz olmazsanız güçsüzünüz mesajı verilmeye çalışıyorlar.  Ben de diyorum ki hayır, halktan daha güçlü hiçbir şey yok.

‘GİTTİKÇE SINIFSAL KONUMUN BELİRLEYİCİ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ’

Boğaziçi tartışmasında haksız hukuksuz bir rektör ataması oldu. Ardından LGBTİ+ provokasyonu başlattılar. Amerika’da siyahlara yapılanı yaptılar. Aynı şeyi sürekli yapıyorlar. Sürekli toplum içinde bölüyor parçalıyorlar en küçük kalanı hedef yapıyorlar.

Dört beş sene öncesine kadar kimlikler üzerinden taraflaşma çok belirgindi. Ama artık gittikçe sınıfsal konumun belirleyici olduğunu görüyoruz. Toplumun yüzde 99’u artık işçi kavramına giriyor. Doktor, öğretmende gördük bunu.

 

Geçmişte inşaat şantiyesinde Karadenizliler ve Kürtler birlikte hareket edemezdi. İş cinayetleri kapsamında hayatını kaybedenlerin yüzde 96’sı sendikasız. İşçi sendikasız, örgütsüz oldukça ölüyor. İktidar bu yüzden bunu görüp ya işten çıkarma ya da kolluk güçlerinin baskısı ile durdurmaya çalışıyor.  Bununla mücadele etmemiz gerekir.

‘MUHALEFET MEVCUT DURUMU DEĞİŞTİRMEYE DEĞİL VAR OLANA YASLANMAYA BAKIYOR’

‘’İkizdere halkı neden hala AKP’den medet umuyor?’’ sorusunu yanıtlayan Erkan Baş şöyle devam etti:

İkizdere’de AKP-MHP yüzde 98’i görmüş. AKP o kadar büyüdü ki… Ama erime hızlı bir şekilde yaşanıyor. Öyle büyük bir umut yaratılmış ki… Bugün Türkiye’nin en büyük partisi Erdoğan’ı sevmeyenler yüzde 46… 20 yıldır, Türkiye tarihinin en büyük halk düşmanı olmuş bir iktidar hala varsa bu memleketteki muhalefet eksikliğini gösteriyor. Burada yanlış bir muhalefet anlayışı var. Mevcut durumu değiştirmeye değil de var olana yaslanmaya bakıyor. Aslı varken kimse de bunlara bakmıyor. Muhalefet daha kararlı bir çizgi takınacak. Millet İttifakı, herhangi bir partisi açıklama yapacakken Saadet Partisi’ne bakıyor. Yüzde 1 için sağa yaslanıyor.

Ülkede hiçbir zaman en sol yüzde dördün beşin altına inmedi. Ama artık bir kuvvet olarak siyaset sahnesine çıkmalı. Kadın hareketi, çevre hareketi, gençler yok. Bu muhalefet nasıl güçlenecek? İşte o yüzden seçmen tekrar kurtarıcı olarak bildiğine dönüyor.

‘AKP NEREDEN SALDIRIYORSA BİZ BARİKATI ORAYA KURMAYA ÇALIŞIYORUZ’

Biz kurulduğumuz gün AKP iktidarından Türkiye’nin kurtulması için sosyalist kuvvete ihtiyaç var dedik. Muhalefet blokunda etkili bir sol güç yoktu. Bu olmadığı sürece AKP’yi yenemiyoruz. Bu seçimin gündemi gibi. Bugün AKP’ye karşı, AKP nereden saldırıyorsa biz barikatı oraya kurmaya çalışıyoruz. Seçimler gündeme geldiğinde Saray rejimine son noktayı koymak için üstümüze ne düşüyorsa yapacağız.

‘MUHALEFET ‘YERLİ VE MİLLİ DEĞİLSİNİZ’ BASINCINA TESLİM OLUYOR’

Vatandaş sesini çıkartıyor. ‘Benim hayat tarzıma müdahale etme!’ diyor. O hafta mecliste grup toplantılarına bakın muhalefetin hiçbir unsuru yüksek perdeden ses etmiyor. Basıncı halktan almak lazım. Akıl alır gibi değil, Kod-29 nasıl kabul edilir? Bu pandemi döneminde işten çıkarma yasaklanıyor diye pazarlandı. Muhalefet yerli ve milli değilsiniz basıncına teslim oluyor.

‘PARA BİTİNCE DENİZİ, TAŞI, TOPRAĞI SATTILAR’

Devlet bir tane arsız müteahhit oradan para kazansın diye toprağı istediği gibi kullanma hakkı vermiş. Direnen halkın karşısına jandarma dikiliyor. İktidarın yıkılması için bu bile tek başına yeter. Sağlık, eğitim, kamu hizmetleri özelleşti. Bu da bitti. Üretimden çekildiler, hizmetten çekildiler para bitince denizi, taşı, toprağı sattılar. Ne yapacağız gerçekten taş mı yiyeceğiz merak ediyorum!

Rize’ye bakınca ben orda olamadım ama Kazdağları’nda olanlara da insan olanın gözyaşı dökmemesi mümkün değil. Evimizde otururken bunların holdinglerine çalışıyoruz. Doymuyorlar. Canavarlaşıyorlar.

‘İKİZDERE HALKI BÜTÜN TÜRKİYE ADINA DİRENİYOR’

Erdoğan 1 Mayıs ile ilgili bir konuşmasında azgın terörist dedi. Artık 84 milyonu terörist ilan ettikleri için terörist olmak da ayırt edici bir özellik olmaktan çıktı.

Pandemi bize pandemi. Oradaki şirket çalışmaya devam ediyor. Biz sokağa çıkamıyoruz. Şehir değiştiremiyoruz. Bütün Türkiye adına direniyorlar. Orası bu ülkenin bir parçası.

 

‘KENDİ BAKANLIĞINI DOLANDIRAN BİR BAKANI İLK KEZ GÖRÜYORUZ’

Ruhsan Pekcan turnusol kağıdı. Kendi bakanlığını dolandıran bir bakan ilk kez görüyoruz. Ucuza satmış olsaydı bile kabul edilemez. Ucuza satmak bir suç olmasa bile ahlaksızlıktır. Dolandırıcılık faaliyeti var. Emine Hanım’ın yakını diye uyarı gidiyor. Olmasa yapın mı diyeceklerdi? İşleyişi gösteriyor bu. ‘Emine Erdoğan’ın yakını iseniz bu tür ayrıcalıklarından yararlanabilirsiniz’ mi deniliyor. Görevine son verdik bitti mi? Kapatılmak isteniyor.

Muhalefetin eksikliği işte bu. ‘128 milyar nerede’ sorusu muhalefetin en iyi yaptığı şeylerden biri. Bunu Albayrak’ta da yapmak zorundaydı. Nerede diye sormak zorundaydı? 

‘SUÇ İŞLEYEN HERKES HUKUK ÖNÜNDE YARGILANMALI’

Bizim odaklanmamız gereken şey şu: ‘Devri sabık yaratmayın’ baskısına karşı olmalıyız. Suç işleyen herkes hukuk önünde yargılanmalıdır.

Dün konuştuğumuz bir dostumuz ‘Siz ideal olanı temsil ediyorsunuz. Diğerleri mümkün olanı tercih ediyor’ dedi. İnatçı olmamız lazım. İnatla olması gerekeni savunmamız lazım. Ruhsar Hanım’ın da peşini bırakmayacağız. Bu dünyada mahkemeler önünde hesap vermek zorunda.

‘SINIFLAR ARASI UÇURUM ARTIYOR, BU DA EMEKÇİ SINIFI BİRLEŞTİRİYOR’

Erkan Baş’ın gazetecilerin diğer sorularına yanıtlarından satır başları ise şu şekilde:

- Birincil görevimiz yasaları, halktan gizlenmek istenenleri halka anlatmak.

- İktidar, sağlık emekçilerini alkışlıyor ancak taleplerine karşı sessizler. Salgın boyunca 180 kurye can verdi. Gündelikle geçinen insanlar 17 günlük kapanma süresince aç. Her gün intihar haberlerini okuyoruz. Bizim duyduğumuz, üzüldüğümüz haberleri insanlar yaşıyorlar.

- İşçi sınıfı, ürettiği kadar tüketme olanağı olmayan kesimdir. Artık gri yakalı diye bir kavram var; yani beyaz yakalı gibi çalışıp mavi yakalı gibi bile yaşayamayan iş gücü.

- Sınıflar arası uçurum artıyor, bu uçurum emekçi sınıfı birleştiriyor.

- AKPʼnin, içeride çok parçalı bir yapı haline geldiği açık. Tek birleştirici güç Erdoğan.

- 2001ʼde AKP, yeni bir Türkiye projesi sunuyordu. Son zamanlarda bu tamamen ortadan kalktı. İktidarda değil de muhalefetteymiş gibi eleştiren, yeni bir şey sunamayan bir dil gelişti. Bu son skandal video, o stratejinin devamıdır. 24 saat sonra kaldırılan, kendilerinin bile sahip çıkmadığı, rezil oldukları bir iş oldu.

‘ZATEN GİDİYORLAR RAHATLIĞINA KAPILMAMALI, GİDENE DEK MÜCADELEYİ SÜRDÜRMELİYİZ’

‘TİP gibi muhalefet yapan’ diye bir ifadeyi gündeme soktuk. İki üç vekille yapılan muhalefetin bir de grup halinde yapıldığını düşünün. Biz, 1960ʼlardaki TİPʼin başarısını aşmayı hedefliyoruz.

- ‘Zaten gidiyorlar’ rahatlığına kapılmamalıyız. Gidene dek mücadeleyi sürekli kılmalıyız. Tek bir sorumluluğumuz var, o da halka karşı. Böyle yaparsak, konuşmaya devam edersek, şikayet etmekten çıkıp, bu memnuniyetsizliği pratik mücadeleye dönüştürebilirsek, gideceklerine inanıyorum.

 

 

  


İlerihaber
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×