Geldikleri gibi gidecekler.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Başbakan Erdoğan'ın 'Çanakkale ruhunu anlayamayan ,milletide anlayamaz, milliyetide anlayamaz, milliyetçiliğide anlayamaz' sözleri ile ilgili olarak Kılıçdaroğlu, "Çanakkale'nin ruhunu anlamak istiyorsan 'Geldikleri gibi gidecekler' diyen adamı çok iyi anlayacaksın. Bütün mazlum milletlerin destanıdır Çanakkale" dedi.

19 Mart 2013 Salı 18:59
Geldikleri gibi gidecekler.

Çanakkale Zaferinin 98. yıl dönümünü nedeniyle dün gerçekleştirilen kutlamalarada değinen Kılıçdaroğlu, Başbakan'a Erdoğan'a "Çanakkale'nin ruhunu anlamak istiyorsan 'Geldikleri gibi gidecekler' diyen adamı çok iyi anlayacaksın" dedi. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: "18 mart, Çanakkale savaşlarının yapıldığı tarih. Arkadaşlarımız Çanakkale'ye gidip Çanakkalelilerle kucaklaştılar. Çanakkale savaşlarının ne anlama geldiğini en iyi gazilerimiz bilir. Cumhuriyetimizin ve Mustafa Kemal'in ilk adımlarından biridir Çanakkale. Özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini veren bir ulusun ilk kararlı duruşudur Çanakkale. Büyük Önder M.Kemal Atatürk Çanakkale'de yatan yabancı askerler için şu mesajı vermiştir: 'Onlar bizim evlatlarımızdır. Bizim topraklarımızda yaşıyorlar.' Başbakan Erdoğan da Çanakkale'ye gitmiş. Kendisini kutlamak lazım. Başbakan güzel bir şey söylemiştir ; 'Çanakkale ruhunu anlayamayan , milletide anlayamaz, milliyetide anlayamaz, milliyetçiliğide anlayamaz' demiştir. Hani bu demiyor muydu 'Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarımız altına aldık" diye. Kesin kafasına bir taş düşmüştür. Çanakkale'de gerçekten de yedi düvele karşı mücadele verildi. O toprakların ruhu var. Hiçbir yabancı asker o boğazlardan geçmedi. Ama kendimize sormamız gereken bir soru var. Binlerce şehit verdik. Yabancı bir savaş gemisini İstanbul'a getirtmedik. Ama sonra ne oldu? O gemiler İstanbul'a nasıl geldi? O gemilere Dolmabahçe'nin önünde, o gemileri gören büyük devrimci asker M.Kemal Atatürk ne söyledi? 'Geldikleri gibi gidecekler' dedi. Çanakkale'nin ruhunu anlamak istiyorsan 'Geldikleri gibi gidecekler' diyen adamı çok iyi anlayacaksın. Bütün mazlum milletlerin destanıdır Çanakkale."

"ADİL YARGILAMA İSTİYORUZ"

Ergenekon davasına değinen Kılıçdaroğlu, "Adil bir yargılama istiyoruz. Adalet dediğimiz kavramın içini boşaltmayalım" dedi. Kılıçdaroğlu Silivri'deki mahkemelerin adalet dağıtacağına inanmadığını söyledi. Bu mahkemelerin sadece güç odaklarına itaat ettiğini belirten Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: "Demokratik bir ülkede sıkı yönetim mahkemeleri olmaz. Devlet Güvenlik Mahkemeleri olmaz. Özel Yetkili Mahkemeler olmaz. Doğal yargıç ilkesine aykırıdır bunlar. O nedenle biz CHP olarak öncelikle şunu söyledik; 'İktidar olduğumuzda Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldıracağız. Doğal yargıç sistemini getireceğiz bu ülkeye.' Sıkı Yönetim Mahkemeleri kalktı, yerine Devlet Güvenlik Mahkemeleri geldi. Sonra adını değiştirip Özel Yetkili Mahkeme haline getirdiler. Bu tür mahkemeler olağanüstü hallerin mahkemeleridir. Olağanüstü dönemlerin mahkemeleri adalet dağıtmaz. Onlar sadece güç odaklarına itaat ederler. İktidarın sopasıdır onlar. Toplumu şekillendirmek isterler. Silivri mahkemeleri bu bağlamda mahkemelerdir. Bunların adalet dağıtmasını beklemek mümkün değildir. Özel Yetkili Mahkemeler var. Bu mahkemelere özenle seçilmiş savcı ve yargıçlar atandı. Kim atadı bunları? Siyasi idarenin beklentileri doğrultusunda bu savcı ve yargıçlar atandı. 'Benim isteklerimi yerine getireceksiniz. Başka aman ha adalet size ne? Bırakın adaleti. Siyasi otorite ne istiyorsa onu yerine getireceksiniz' diyen ve bunu kabul eden yargıçlar atandı. Bu bağlamdaki bir mahkeme adalet dağıtamaz. Bu mahkemeler ve yargıçlar adaletsizlik dağıttıkları sürece yerlerinde kaldılar. Adalete uygun, yasalara uygun karar vermeye kalkışan yargıçlar bu mahkemelerden devredışı bırakıldı. Daha alt görevlere atandılar ve cezalandırıldılar. Tutukluluğu sürdüren yargıçlar el üstünde tutuldu. Bu yargıçlar o mahkemelerde 'Siz görevinize devam edin, hiç meraklanmayın siyasi iktidar olarak biz sizin arkanızdayız' diye bir mesajla yollarına devam ettiler. Bu yargıçlar adalet dağıtmayacakları için, hukukun üstünlüğüne inanmadıkları için Anayasa'ya da uymadılar. Anayasa'nın 90. maddesi var. 'Uluslararası hukuk esastır. İç hukukla uluslararası hukuk çatışırsa uluslararası hukuk sözleşmeleri esas alınır' der. Bu yargıçlar Anayasa'nın 90. maddesini görmezden geldiler. 'Biz bildiğimizi okuruz. Arkamızda kapı gibi iktidar var" dediler. Bu davaların temel özelliği, siyasal iktidarın güdümünde yönlendirilmeleridir. 15 Temmuz 2008 Başbakan Erdoğan şunu söyledi: 'Ben bu davaların savcısıyım'dedi. Böylece bu davaların siyasi otoritenin emrinde yönlendirildiği gayet net bir şekilde ortaya çıktı. Davalar son derece planlı, savcıların beklentileri ve siyasi otoritenin onların beklentilerine uygun yasaları parlamentodan geçirerek bu süreci başlattılar. 'Siz yeter ki mahkumiyete odaklanın, siz ceza vereceksiniz sadece. Biz size hertürlü desteği vereceğiz' dediler. Bir diğer konu ilk kez bu davalarda gizli tanık dinlenmesidir. 44 gizli tanık dinlendi. Tecavüz suçundan mahkumlar, yalancılar... tamamı gizli tanık olarak dinlendi. Yıllarını devlete ve devletin güvenliğine vermiş olan bir Genelkurmay Başkanı'nın gizli tanığı terör örgütü suçlusu. Hangi akıl ve mantık bunu kabul eder? Süreç AKP iktidarının denetiminde ve gözetiminde devam eden bir süreçtir. Bir diğer konu ilk kez bir Genelkurmay Başkanı bu davalarda terör örgütü üyesi diye tutuklandı. Yıllarını terörle mücadeleye vermiş bir kişi terör örgütüne yardım, yataklık, hükümeti devirmek gibi bir sürü abuk sabuk suçlardan tutuklandı. Bu dava öyle bir dava ki daha önce hiç yan yana gelmemiş, telefonlada konuşulmamış bir grup insan örgüt diye biraraya getirildi. Dünya görüşleri farklı bunların. Sokakta görseler birbirilerini tanımazlar. Bir adaletin gerçekleşmesi için gerek savcılığın, gerek savunmanın getirdikleri kişilerin dinlenmesi lazım. Savcıların getirdiği bütün tanıklar dinleniyor ama tutukluların getirdiği tanıklara yargıç izin vermiyor, dinlemiyor. Yasalara göre dinlenmesi lazım. Yasalar açıkça çiğneniyor. Bu davalar ile ilgili başka önemli bir nokta ise kendisini savunan insanlar ana dava sonuçlanmadan 30 yıla mahkum edildiler. Düşünebiliyor musunuz ben kendimi savunacağım, 'Sen kendini niçin savunuyorsun' diye mahkum ediliyorum. Mahkemeye sunulan belgelerin sahte olduğu defalarca ispat edildi. Yargıçlar 'belgelerin sahte olmasının önemi yok biz sizi mahkum edeceğiz."

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv

    Facebook