‘Kayıp silahlar araştırılsın’ önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

CHP’li Bakan silahların en çok kaybolduğu yıllara dikkat çekti: Gezi Direnişi, Darbe Girişimi, SADAT…

İYİ Parti grubunun kayıp silahların akıbetinin araştırılması talebiyle verdiği meclis araştırma önergesi TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Araştırma önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

CHP grubu adına konuşan İzmir Milletvekili Murat Bakan, İçişleri Bakanlığı’nın kayıp silahlarla ilgili paylaştığı verilere dikkat çekerek, o yıllarda yaşanılan olayları hatırlattı ve “Kafalarımızda soru işaretleri var” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Biz yıkalım hukuk arkadan gelsin” çıkışı ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün “Hukuk önden yürüsün biz ona göre kendimizi ayarlayalım” cevabına atıf yapan CHP’li Bakan, “Yürütme ve yargı gereğini yapmıyorsa bizim yasama organı olarak gereğini yapmamız lazım. Denetim görevimiz gereği, bu işi konu olmaktan çıkartıp bununla ilgili bir meclis araştırması açmamız lazım” diye konuştu. CHP’li Bakan şu şekilde konuştu:

Kayıp silah verilerinin arttığı yıllar: Gezi Parkı Direnişi, darbe girişimi ve SADAT…

“Kayıp silah meselesi bir şahsın kaybettiği silah değil, bir orduyu donatabilecek silahtan bahsediyoruz. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 2017 yılı faaliyet raporunda 106 bin kayıp silahtan bahsediyor. Önceki yıllara bakıyoruz. Mesela 2013 yılında kayıp silah sayısı 76 bin, bir anda 2014 yılında kayıp silah sayısı 14 bine düşüyor. 60 bin silah ortadan kayboluyor. 2013 yılı Gezi Parkı Direnişi olduğu dönem. Sanki 60 bin silah birilerine verilmiş de geri toplanmış gibi kafamızda şüphe uyanıyor. 2015’ten 2017’ye iki yıl içinde 90 bin artıyor kayıp silah sayısı. Yani 2016 yılına işaret ediyor büyük ölçüde, darbe girişiminin olduğu dönem 90 bin silahlık bir artış görünüyor. Ordu mevcutları 80 binden başlar, düşünün silah sayısını, bir orduyu artı bir tugayı donatabilecek miktarda silahtan bahsediyoruz. Kafalarımızda soru işaretleri var. Bu silahlar nerede? Bu silahlar mesela SADAT’a verilmiş olabilir mi? Bu sorular da kafamızda dolaşıyor.

Soylu-Gül arasındaki ‘hukuk geriden gelsin’ atışmasına atıf

Böyle bir iddianın ortaya atılmasından sonra devletin, yürütmenin yapması gereken nedir? Emniyet genel müdürlüğü bununla ilgili bir soruşturma başlatır. Savcılık soruşturma başlatır. ‘Biz yıkalım hukuk sonradan gelsin’ diyen Soylu’nun Bakanlığında bir soruşturma başlatıldı mı bununla ilgili? Bir soruşturma başlatılmadı. Peki yargı bununla ilgili bir adım attı mı? Hani ‘Hukuk yapar siz onu takip edersiniz’ diyor ya sayın Adalet Bakanı Abdülhamit Gül onun bakanlığı döneminde Cumhuriyet başsavcıları bir soruşturma başlattı mı? Bununla ilgili bir soruşturma yok. Biz bu kürsüden konuşuyoruz, aydınlar yazıyor, çiziyor, basın yazıyor, televizyonlar bunu haber yapıyor. Ama bununla ilgili ne yürütmede ne de yargıda en ufak bir hareket yok.

‘Yürütme ve yargı gereğini yapmıyorsa…’

Bir silahla cinayet işlenir, siyasi cinayet işlenir, faili meçhul olur, katliam olur, darbe olur, darbe girişimi olur silahla. Bırakın tüm bunları, bir tek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının burnu kanasa bunun sorumluluğu yasama organı olarak bizim olur, eğer biz bu meclis araştırmasını onaylamazsak. Bu iş yılan hikayesine döndü. Yürütme ve yargı gereğini yapmıyorsa bizim yasama organı olarak gereğini yapmamız lazım.  Denetim görevimiz gereği, bu işi konu olmaktan çıkartıp bununla ilgili bir meclis araştırması açmamız lazım. Meclis araştırması reddedilirse, bunun vebali olumsuz oy verenlerindir.” 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163