banner183

İzmir Köy-Koop Başkanı Neptün Soyer, Ece İçmez’e konuştu

Neptün hanım biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
- 1966 yılında Balıkesir'de doğdum. Babamın memuriyeti sebebiyle Türkiye’nin farklı yerlerinde okul hayatımı sürdürdüm. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü mezunuyum.1988-1990 yıllarında İzmir Gümüldür ‘de Sultan Otelde turizm sektöründe çalışmaya başladım.1991 yılında kendi şirketimizi kurarak Seferihisar'da 350 yataklı bir tatil köyü yaptık, o tarihten bu yana Seferihisar'da yaşıyorum.2000 yılından 2017 yılına kadar matematik öğretmeni olarak köy ilkokullarında çalıştım. Seferihisar Sığacık Kaleiçinde pazar günleri kadınların evlerinin önünde satış yaptığı, yüzlerce kadının istihdam edildiği “Sığacık Pazarı” projesinde öncülük ederek Seferihisar Belediyesiyle ortak çalıştım.2010 yılında 7 ortakla kurduğumuz Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifinde yönetim kurulu başkanlığını üstlendim. Kooperatifimizin sanal pazarı www.seferipazar.com da kadın ortaklarımızla ürettiğimiz ürünleri e-ticaret kanalıyla Türkiye’nin her yerine pazarlıyoruz. Bu projemiz,2013 yılında Tüsiad ve Türkiye Bilişim Vakfı tarafından düzenlenen 11.  e-Türkiye ödüllerinde 1. lik ödülüne layık görüldü. Aynı zamanda “Gelecek Turizmde” projesiyle “Seferihisar’ın Geleneksel Mutfağı” adıyla bir  “ lokanta “ kurduk. Seferihisar’ın dezavantajlı bölgesinde bulunan lokantamız o bölgede yaşayan kadınların istihdamı ve çocuklarının da eğitim noktası oldu. Farklı STK ortakları ile lokantamızın bir bölümünde anne çocuk eğitimi yapıyoruz. Seferihisar’da kadınlarla yaptığımız bu çalışmaları sürdürürken, daha çok kadına ulaşmak ve örnek olması için Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi olarak Köy-Koop a ortak olduk. Köy-Koop İzmir Birliği 1971 den bu yana binlerce üretici ortağı ile “köylünün örgütlü gücü” olarak varlığını sürdürmektedir.2016 yılında İzmir Köy Koop Birliğine “ilk kadın” Başkan seçildikten sonra Kırsalda 108 kooperatif ortağı ve binlerce çiftçi ile Türk tarımının hak ettiği itibarı kazanması İçin çalışıyorum. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Tarım Bölümü öğrencisiyim. Dokuz Eylül Üniversitesi Bale Ana Sanat Dalı mezunu balerin, Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun Avukat, 2 kız çocuğu annesiyim.

Türkiye’de tarımsal üretim de sizce ne durumda? Tarımsal üretimde kullanılan teknolojiler Türkiye’deki üretim için yeterli mi? Son 10 yılda tarımdaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir taraftan tarım alanları, konut ya da başka alanlar olarak değerlendiriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 -  Tarımsal üretim geçmiş yıllara nazaran, düşük ve plansız bir tarım sürdürülüyor. Bir Tarım politikası yok. İthalat geçmiş yıllara nazaran daha yüksek. Herkesin çok iyi bildiği gibi girdi maliyetleri ve enflasyon küçük üreticinin de üretim yapmasını zorlaştırıyor.


Girdi maliyetlerinin yükselmesiyle birçok çiftçi üretim yapmayı bırakıyor. Her yıl azalan çiftçi tablosuyla karşı karşıyayız. Konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

-  Tarım arazilerinin imara açılması herkesin içini, canını acıtıyor bence ama bir yandan da ne yazık ki çok engel olamıyoruz halbuki pandemi gösterdi ki bir Ülkenin tarım da gıda egemenliği, kendi kendine yetmesi çok önemliymiş. Girdi maliyetlerinin bu kadar yükselmesi ve köylünün üretimden vazgeçmesi başka sebeplerde var tabi maalesef üretimin az olmasına sebep oluyor. 1970’lerde başlayan göçle toprakların artık işlenmiyor olması da bir sebep. Birçok bölgede artık hayvancılığın yapılmaması, tarımın daha büyük sermayenin elinde tekelleşmesi bunlar ülkedeki gıda enflasyonuna da sebep oluyor tabi.

Tüm dünyada oluşan gıda enflasyonu sorunu var? Ülkemizde bu sorunu aşmak için nasıl bir politika izlemeliyiz?

-  Gıda enflasyonundaki sorunu aşmak için küçük üreticinin bilhassa desteklenmeye ihtiyacı var. Mazot, yem, su o kadar çok sorunu var ki üretirken bunu pazarlaması, burada ki maliyetler, kooperatif kurduğu zaman yalnızlaşması, çok fazla destek alamaması bunların hepsi gıda enflasyonunun sebeplerinden. Sadece büyük marketleri suçlamanın doğru olduğunu da düşünmüyorum o marketleri açanlarda şu an şikayet edenler zaten.

Bir üretici olarak Türkiye tarımının en büyük sorunu sizce hangisi?

- Hal yasasının mutlaka düzenlenmesi gerekiyor. Hepimizin hal’e girmesi gerekiyor. Hiç hale gelmeden hiç kaydı olmadan piyasaya giren ve fiyatı kontrol edemeyen tarım ürünleri oluyor. Sonuçta hep söylediğimiz bir tarım politikası var ve  tarım planlaması gerekiyor. Türk Tarımının en büyük sorunu dediğim gibi bir politikası ve bir planlamasının olmaması ve tarımda bir takım iletişim karmaşaları, kamu da iş birliğinin az olması da en büyük sebep. Mesela bizim kooperatifler 3 farklı bakanlıkla çalışmak zorunda kalıyor. Halbuki tek bir bakanlığın olması gerekir. Tarımla uğraştığımız için Tarım Bakanlığı’na bağlı olarak kurulup bir yandan Ticaret Bakanlığı’ndan onaylanarak açılıp, Çevre Bakanlığı ile yeri geldiğinde çalışıp gibi… Halbuki Ticaret yaptığımız için Ticaret Bakanlığı’na bağlı olup ondan sonra da Tarım Bakanlığı  tarımın uygulamasını yapacaktır. Desteklemesini yapacak, tohumunu da verecektir. İşte burada karmaşa olduğundan en büyük sorunu da bu yaratıyor.


Köy- Kooperatifi Birliği olarak ortak çalışma içerisinde bulunduğunuz kaç kooperatif var? Yeni projeleriniz var mı?
- Köy- Koop Birliği olarak 108 tarımsal kalkınma kooperatifinin üst birlik çatısı olarak çalışıyoruz. Şu an zeytinyağı üzerine yoğunlaştık. 19 tane zeytinyağı işletmesi olan tarımsal kalkınma kooperatifimiz var. Markalaşma ve ihracat süreci ile ilgili çalışıyoruz inşallah güzel şeyler olacak.


Yerel yönetimlerle, Büyükşehir Belediyesi ile çalışmalar yapıyor musunuz?
-  Biz Kooperatifler olarak yasaların verdiği kolaylıkla 4734 sayılı yasanın 3-a’sı kamu ihale kanununda kooperatiflerin ürettiklerini, üreticilerin ürettiklerini, birliklerin ürettiklerini, ihale açmadan doğrudan alınması büyük kolaylık. Bu önemli ve iyi bir şey. Üreticilerimizin ürettiklerini eşit bir şekilde herkese dokunacak bir şekilde birliklere, kooperatiflere verilen hakla, Büyükşehir Belediyesi ile bir çalışma yapıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer burada kamunun verdiği desteği kooperatiflere eşit bir şekilde vermeyi çok iyi yapan bir Belediye Başkanıdır. Sadece bir kooperatifle, bir ürün sadece bir kooperatifle, bir başka ürün değil. Süt üreticisi mesela süt üretmekte önemli ve sağlıklı uygun koşullarda üretilenlere araştırılıp bakılıyor onlardan almaya gayret gösteriyor. Bunu biz yönetim olarak da söylüyoruz. 2 yıl, 3 yıl bir kooperatiften aldıktan sonra ve o kooperatif artık gerçekten desteklendikten sonra diğer kooperatiflerinde desteklenmesi için de çalışmaları sürdürmek gerekiyor. Zeytinyağı üreten dediğim gibi bizim 19 tane işletmesi olan kooperatifimiz var. Uygun koşulları olanların öncelikli olarak desteklenmesi ve diğerlerinin de koşullarının uygun hale getirilmesi için gerekir yoksa ‘’ Ne güzel burada çok zeytinyağı var buradan alalım’’ demek kamunun işi değil. Bu bir destekleme de olduğu için bunu yaygınlaştırması kooperatif sayısını artırması gerekir. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’de göreve geldiği iki yıldan beri bunu en iyi şekilde yapıyor çok teşekkür ediyoruz.


Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan destek görüyor musunuz?
- Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan desteklemeler süt üretiminde gibi bir takım desteklemeler var tabi ama bu çok ciddi bir iş birliği içinde olduğumuz demek değildir. Tarım ve Orman Bakanlığı ile çok yakın ilişki içerisinde değil İzmir Köy-Koop Birliği bu bizim iletişimsizlik gösterdiğimiz anlamına gelmesin. Ne yazık ki yapılan toplantılara Tarım Bakanı geldiği zaman havzadaki kooperatif ortaklarımızın yanında olmamız gerekirken davet edilmiyoruz. Tarım Bakanlığı ile daha çok iş birliği içinde olmak isteriz.


Genç üreticilere söylemek istedikleriniz neler?
-  Genç üreticilerin alanda olması çok kıymetli tarıma gönül vermeleri, tarımla uğraşmaları, doğdukları köye ve toprağa bağlı olmaları çok kıymetli ve İzmir’de bir jenerasyon evet tarımla ilgileniyor. Hep söylüyorum pandemi toprağın ne kadar kıymetli olduğunu herkese gösterdi. Anlayanlarda tarımla uğraşıyorlar. Köy-Koop birliğimizin çatısında tarımsal kalkınma kooperatifinde ortaklarımız, genç başkanlarımız var. Genç üretici olması çok önemli inşallah çoğalsınlar, ilgi duysunlar biz de onların yanında onlara destek olalım. Birlikte, beraber üretim yapalım.

İzmirli kadınlara daha doğrusu kadınlara söylemek istedikleriniz neler?
-  Kadınlara söylemek istediğim şeyleri erkeklere de söylemek isterim. İnsan olmak,  artık bu yüzyılda kadınları yeniden keşfetmek durumunda bırakıyorlar bizi. Binlerce yıl önce Göbeklitepe’de tarımı uygulayan, 12 bin yıl önce bir kadındı. Yeni icat edilmedi. Eşitlik her zaman çok önemli bu işin kadını erkeği olmaz. İnsan olmak lazım. İzmir özelinde şanslı olduğumuzu bir arada olmayı üretmeyi bildiğimizi ve bunu başarabildiğimizi düşünüyorum ve İzmir’de olmak ve İzmirli olmak çok özel çok güzel ve de çok keyifli.


Röportaj için çok teşekkür ederim.

Röportaj: Ece İçmez 

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163