Bu Makale
2017 Tekil
Görüntülendi.
Turist kızlardan, “Sır Toplantılar”a

Bir gazeteci oturur, hayal eder ve yazar.

Bu onun kişisel görüşüdür, hayalidir. Hayalinde yaşattıklarını satırlara döker. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz…
Fikirlerine katılırsınız, katılmazsınız…
Çok sıkılırsanız okumazsınız. Bu sizin en doğal hakkınızdır. Yazının içindeki görüşlerin altına imza da atabilir, kısmen de katılır, taban tabana zıt da düşünebilirsiniz.
Ancak yazana, “Yazma” diyemezsiniz. Konuşana “Sus” deme hakkınız yok. İçeriğinde hakaret, kişi hak ve özgürlüklerine saldırı, yalan ve iftira yok ise o görüşlere katılmasanız da, “Bu yazıyı yazan böyle düşünmüş, katılmıyorum” der, geçersiniz.
Çok fazla edebiyat yapmaya, vaktinizi çalmaya gerek yok. Gelelim anlatmak istediğimiz güncel konuya ve alalım elimize iğneyi batıralım kendimize, çuvaldız zaten başkalarına batırmak, canlarını acıtmak üzere her daim elimizde.

Son yıllarda masa başı habercilik doruğa ulaştı.

Geçmişte de vardı ama zararsızdı. Cinsel içerikli çıkan ve çok satan gazetelerde çekilen bir güzel turist hatunun ağzından başlıklar açar, yazardınız:
-Güzel Angela; “Türkiye’ye yakışıklı Türk erkekleri için geliyorum.”
-Kuşadası plajında üstsüz güneşlenen Brigitte; “Güneş, kum ve yakışıklı erkekler, Türkiye bir harika.”
Fotoğraf doğru… Çünkü tele objektifle 100 metre öteden çekilmiş. Kızın adı, hiç önemli değil. Ne dediği, ne düşündüğü, nereli olduğu da. Fotoğrafı güzel olsun yeter. İngiliz’in Portekizli, Alman’ın İsviçreli yazıldığını bilirim.
Yeter ki fotoğraf olsun, yeter ki fotoğraftaki kız güzel olsun, çıplak olsun. Masa başında her türlü öykü yazılır.
Evli barklı bir Alman kadınının Marmaris’te çekilmiş bir fotoğrafının altına, “Garson aşkı için Türkiye’ye kaçtı” yazılmıştı. Kadının fotoğrafını görüp beğenince hatıra olsun diye alıp memleketine götürdüğünü, tercüme ettirip gerçeği öğrenince de soluğu mahkeme kapısında aldığını anımsarım.
Masa başı haberciliği magazin basınında sıkça olurdu. Olmayan aşklar yazılır, bunu okuyan genç sanatçıların daha sonra “Madem yazıldık, neden olmasın” diyerek aşka yelken açtıklarını da bilirim.
Hani “eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek” diye bir söz vardır ya, tam da öyle.
Spor basınını da dikkatle izleyin. Başta üç büyük kulübümüz. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş her yıl transfer öyküleriyle çalkalanır. Her bir muhabir en az ikişer futbolcuyu yazar ki, eyvah. Topladın mı, her takıma yüz kadar futbolcu transfer olur. Avrupa’nın dev isimleri ha geldi ha gelecek, derken onlara benzer futbolcularla yetinilir.
Bütün bunlar tamam da… Masa başı habercilik siyasete de, ticarete de bulaştı son yıllarda. Satılmayan markayı da satılıyor diye yazarız.
Olmayan toplantıyı, var olmayan tartışmayı, kavgayı masa başında istediğimiz gibi haberleştiririz.

Adam der ki:
-Yahu ben orada yoktum. Olsam bile tartışmazdım.
Yanıt hazırdır:
-Orada olsaydın kardeşim, demek ki görevini ihmal ediyorsun. Sen tartışmasan da o seninle tartışırdı. Mutlaka tartışma çıkardı. Biz de onu yazdık zaten.

Şimdi diyorsunuz ki:
-Yok artık o kadar da değil!
İnanın daha fazlası var. Söylediklerimde eksik var, fazlası yok. Masa başında üretilen haberciliğe oldum olası karşıyımdır. Muhalefet yapacaksan bile somut bir olay ile muhalefet et. En kötü habercilik olmayan bir olayı varmış gibi göstermektir.
Son olayı yaşadınız. Akşam Gazetesi manşetten verdi:
“Beykoz Konaklar'ında Sır Toplantı” diye. Aydın Doğan, Hüsamettin Özkan, Mustafa Koç ve Mustafa Sarıgül Beykoz’da buluşmuş ve yeni bir oluşum için düğmeye basmış.
Haber dört bir yandan yalanlandı. Aydın Doğan, “Hayal mahsulü” dedi ve ekledi:
-Masa başında hazırlanmış bu hayal mahsulü haber karşısında ne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum.
Hüsamettin Özkan, "Hiçbir doğru yanı yok. Hiçbir hakikat tarafı yok" dedi.
Koç Holding iletişimden açıkladılar:
-Beykoz Konakları'nda Sır Toplantı" başlığı ile yayımlanan haberde belirtilen görüşme ve iddiaların gerçek dışı olduğu belirtilerek, "Böyle bir görüşme olmamıştır, tümüyle hayal ürünüdür."
Mustafa Sarıgül, “Söylenen isimler dostumdur. Her zaman görüşürüz ama görüşmedik” diye konuştu.


***

Bu haber masa başı haberdir.
Peki niçin böyle bir haberciliğe gereksinim duyulmuştur? Bu insanların siyasete ilişkin bakış açılarının olması ya da yan yana gelerek Türkiye’nin geleceğine ilişkin görüşmeler yapması niçin sır ya da savunulması gereken bir olay olsun?
Bu haber bir ayar haberidir.
Dikkatli olun ve yerinizde oturun. Gözümüz üzerinizde, siyasete ilişkin çabalarınız olmasın. Yoksa sizi Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dikkatine sunarız. O da gereğini yapar.
“Kımıldamayın, oturun, konuşmayın, toplanmayın, dağılın, susun, birbirinizi görmeyin, yan yana bile gelmeyin” uyarısıdır.
Başbakan TMSF kanalıyla devletin maaş verdiği elemanlarını devreye sokmuş ve onlar da aldıkları maaşı hak etmek için masa başı haberciliği ile ortalığı dizayn etmek çabası içine girmişlerdir.
Onlar masa başı habercilik yapabilir. Masa başında toplantı yaptıkları iddia edilen kişiler de “Toplanmadık” diye feryat edebilir. Bu olup bitenlerin, yazanların ve yazılanların feryatlarının gerekçelerini de kamuoyu çok iyi bilmektedir.
Ben olsam ne yapardım, biliyor musunuz?
Onlara inat, yazılanlara inat, inadına toplanırdım ve açıklama yapardım:
-Toplandık, buradayız, suç mu?

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×