Bu Makale
381 Tekil
Görüntülendi.
ÜZERLERİ AÇIK GENÇLİK

ÜZERLERİ AÇIK GENÇLİK

Eğitim ve öğretim bir ülkenin can damarıdır. Sosyal bir devletin öncelik vereceği ilk hizmettir. Bir ülkenin geleceği ve kaderi o ülkenin yetiştirdiği gençlerinin elinde olacağından, yarının teminatı olan gençlere, daha sıkı  sarılmalı, onlara ilgileri ve becerileri doğrultusunda bir eğitim sağlanmalıdır.

Ancak günümüzde bunun tam aksini görmekteyiz. Eğitimde sorunlar bitmiyor. Aksine arttıkça artıyor. Mesela karşılaştığımız sorunların başında, ilk ve orta dereceli okulların imam hatiplere çevrilmesi ve buralarda verilen yetersiz eğitimin ardından, çocukların can havliyle hemen her şehirde kurulmuş niteliksiz üniversitelere ve bu üniversitelere bağlı kasaba meslek yüksek okullarına kapağı atma telaşıdır.

Buralardan mezun olan çocukların okul sonrası işsizlik sorunu ise tam anlamıyla felaket boyutundadır. İçeriye ve dışarıya, ülkede eğitimin geliştiğini gösterme çabasıyla, hemen her şehirde ve kasabada açılan bu üniversitelerde verilen eğitimin yetersizliği gün gibi ortadadır. Maalesef bu üniversiteler ve meslek yüksek okullarından mezun olup, ben üniversite mezunuyum diye göğsünü gere gere dolaşan bilgisiz, cahil, işsiz ve mağrur bir nesil görmekteyiz sokaklarda. Ayrıca covit-19 salgını sürecinde eğitimde yaşanan kesintiler ve yarım yamalak yapılan dersler, bütün bu olumsuzlukların üzerine tüy dikmiş ve bir nesilin yitip gitmesine sebep olmuştur.

Bugün ilim irfan yuvası fen liselerinin ve Anadolu liselerinin tek tek kapatılıp imam hatip okullarına dönüştürülmesinin gelecekte bir geri dönüşü mutlaka olacaktır. Çocuklarımızın gereksizce ama ideolojik bir bilinç ile her mahalleye yayılan imam hatip okullarına mecbur bırakılması sebebi ile veliler satıp savıp, yada kredi çekip evlatlarını özel okullara göndermektedir. İşin kötü tarafı ilk ve orta dereceli okullarda yoğun bir şekilde görülmekte olan bu özel okul mahkumiyeti artık üniversitelerde de zirve yapmıştır.

Mantar gibi türeyen bu özel okullara ve üniversitelere insanlar kucak dolusu para dökmektedir. Nedense Vatandaşına çocuklarınızı imam hatiplere gönderin diyenler kendi çocuklarını veya torunlarını ülke içindeki yabancı menşeli özel okullarda  veya yurt dışında okutmaktadır. İşin birde atama bekleyen idealist genç eğitimci yanı var. Maalesef idealist genç öğretmenlerimiz, devlet eliyle gözünü para hırsı bürümüş özel okul sahiplerinin kucağına atılmaktadır. Sokaklar ve dağlar atanamadığı için çaresiz kalıp bekçi ve uzman asker olan genç öğretmenlerle dolmuştur.

Yani öğretmen olmak yok. Ya bekçi, ya uzman asker ya da imam olacaksın. Güzelim fen liseleri ve Anadolu liselerini kapatarak imam hatiplere çevirip, fakir fukaranın çocuklarını imam hatiplere mahkum edenlerin bir tanesinin dahi çocuğunun yada torununun bekçi, uzman asker yada imam olduğunu gördünüzmü. Ben görmedim. Kaymak tabakanın evlatlarına özel okullar ve okul sonrası kaymaklı işler düşerken, garibanın çocuklarına imam hatipler ve kasaba meslek yüksek okullarındaki eğitim sonrası bekçi, uzman asker yada imam olmanın yolu görünmektedir.

Hele ki son günlerde üniversitede okuyan çocuklarımızın yurt yokluğundan sokaklarda yatması tam anlamıyla bir rezalettir. Ana ve babalarının üşümesin diye gece kalkıp üstlerini örterek büyüttükleri geleceğin umudu gençlerimiz sokakta üstleri açık parklarda yatıyor. Okusun diye gurbette yollanan çocuklarımız sokakta kaldı. Sosyal devletin ücretsiz yurt ve geri ödemesiz burs sağlaması gereken gençlerimizin durumu yürekler acısıdır.

Her müslümanın bildiği gibi kitabımız kuranın ilk ayeti “ikra” dır. Yani “oku” der ilk ayetinde yüce dinimiz. İlim irfan sahibi ol anlamındadır bu ayet. “İlim Çin’de de olsa gidip bulun” diyen bir Peygamberimiz var bizim. Bugün hayırsever işadamlarımız birilerine daha yakın olabilmek için şov yaparak devlete ait üniversite arazilerinin içinde milyonlarca lira harcayıp, hiç bir zaman dolmayan ve toplam üç beş cemaati geçmeyen koca koca camiler yaptırmaktadır.

“Ey itibar düşkünü hayırsever iş insanı, bu caminin yerine keşke bir yurt binası yaptırsaydın da çocuklar dışarıda kalmasaydı” demezler mi adama. Osmanlı’dan kalma dünyanın en sayılı camilerinin bulunduğu İstanbul’a, hiç gerek yokken ve asla dolmayacağı aşikar olan on binlerce kişilik cami yapılana kadar üniversite gençliğine kalacak bir sürü yurt yapılsaydı olmaz mıydı? Rize’de kimsenin ulaşamayacağı bir dağın en tepesine yapılan o cami acaba hangi akla hizmet inşaa edilmiştir. Dini bütün her müslümanı bu bakış açısına davet ediyorum.

Değerli okurlar gençlikten korkuluyor. Onların ilim, irfan ve bilgi sahibi  bir nesil olarak değil de, kafatasının içinde beyin yerine saman dolu olan bir nesil olarak yetişmesi için her şey yapılıyor. Bana göre bir toplumun bekaası eğitime endekslidir. Sosyal bir devletin başarısı, sağlık, ekonomi, yol, su, elektrikten önce eğitime bağlıdır. Üniversite gençliği sokakta yatan bir toplum çökmeye mahkumdur. Eğitimli, dinamik ve bilgili bir gençlik bizleri yarınlara taşıyacaktır. Benim bu gençlerden hep ümidim olacak. Sokakta kalan bu çocuklar inşallah bir şekilde başaracaklar. Başaracaklar ve bizim onlara yaptığımızı onlar kendi çocuklarına asla yapmayacaklar.

Hepinizden özür dileriz çocuklar,

Üzerinizi örtemedik ve sizi açıkta bıraktık. Lütfen bizi affedin. 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163