Bu Makale
1406 Tekil
Görüntülendi.
YAŞASIN KADINLARIMIZ

YAŞASIN KADINLARIMIZ

 

Sevgili okuyucular;

 

Toplumsal hayat; kadın ve erkekle birlikte biçimlenir. Her iki cins de kendine ait özellikleri ile toplumsal hayatta belli bir konum işgal etmekte ve toplumsal işleyişe katkı sağlamaktadır. Aslında toplumda kadının önemi çok büyüktür. Kurtuluş Savaşı’mızda erkeklerin yanında kahramanca savaşan Kara Adile Hanım, Mustafa Kemal Atatürk Tarsus' a geldiğinde önünde diz çökmüş, Atatürk'ün ellerine sarılmıştır. Atatürk ise o yüksek, asil karakter, ruh ve inançla Adile Hanım'ı yerden kaldırdıktan sonra gözleri yaşla dolu şöyle demiştir:

 

"Kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlarımın üzerinde göklere kadar yükselmeye layıksın..."

 

Ancak kadının çocuğun bakımına ve büyütülmesine olan fıtrî yatkınlığı, cinsiyete göre düzenlenmiş iş bölümünün olduğu toplumsal yapılar, kadına ve erkeğe biçilen kültürel roller ve kalıplar gereği zaman zaman kadının toplumsal hayata etkin katılımını engellemiş, bir takım eşitsizliklerin de ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

 

Demokratik gelişmeler, hızlı toplumsal değişmeler, sanayileşmeye bağlı olarak çeşitlenen meslekler kadını ev hayatından iş hayatına çekmiş ve ekonominin vazgeçilmez parçası konumuna getirmiştir. Geçmişten günümüze kadar kadın, toplum içinde önemli olduğu kadar birçok sorunla da karşı karşıya kalmıştır.

 

Kadınların geçmişten günümüze yaşadığı sorunlara özellikle son yıllarda hızla artan kadın cinayetleri, tacizler, dayak gibi 21’ncü yüzyıl Türkiye’sine yakışmayan olaylar silsilesi eklenmiştir.

 

Neredeyse hemen her gün ülkemizde bir kadın, eski kocası, sevgilisi veya hiç tanımadığı birileri tarafından sokak ortasında veya çocuklarının gözü önünde öldürülmüştür. Bu tür vahşetlerden sonra sosyal medyada başlayan ortak tepkiler ülkenin gündemine yerleşmiş ve katil veya failler kısa sürede yakalanarak adalet önüne çıkarmıştır.

 

Tüm dünyada kadına ilk defa seçme ve seçilme hakkının verildiği ülkemizde, 2011 yılında bir ilke daha imza atılarak “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” bilinen adıyla “İstanbul Sözleşmesi” imzalanmıştı. İlk imzacısı Türkiye’nin olduğu İstanbul Sözleşmesi 2014 yılında yürürlüğe girmiş ve kadınlar bir nebze de olsa nefes almışlar, kendilerini daha güvencede hissetmişlerdi.

 

Aradan 7 yıl geçti ve bir gece ansızın bu sözleşme tek taraflı olarak fesh edildi. Oysa yaşına, mesleğine, kariyerine bakmadan tüm kadınlar bu sözleşmeyi desteklemiş ve sözleşmenin kaldırılacağına ilişkin söylentiler yayılınca da “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” diye kampanyalar düzenlemişlerdi.

 

Bu kampanya çok ses getirdi ama birileri onların seslerine kulak tıkadı, “ölüyoruz, tacize, tecavüze uğruyoruz, mobinge maruz kalıyoruz” çığlıklarını duymadı ya da duymak istemedi.

 

AKP iktidarı, 7 yıl önce büyük bir gururla yürürlüğe koyduğu sözleşmeyi yine kendisi yürürlükten kaldırdı. Birçok olay ve söylemde olduğu gibi iktidarın söyledikleri ile yaptıkları örtüşmedi yine.

 

Ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınları koruyan ve yücelten bu sözleşmenin kaldırılmasının ülkemize içeride ve dışarıda büyük zararı olacaktır. Tüm itiraz ve tepkilere rağmen alınan bu kararın sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. Kadınlar gerekli cevabı ilk seçimde sandıkta verecektir.

 

Sonuç olarak; ne kadar itiraz etsek de, mücadele etsek de İstanbul Sözleşmesi bir gece ansızın kaldırıldı. 

 

Dileriz ve isteriz ki; bundan sonraki süreçte hangi gerekçe ile olursa olsun hiçbir kadının ayağına taş değmesin.

 

Dileriz ve isteriz ki; tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi liderler ve iktidarlar kadınları korusun ve yüceltsin.

 

Dileriz ve isteriz ki; kadınlar her alanda başarı hikayeleri yazmaya devam etsin. Acı hikayeleri ile üçüncü sayfaya değil başarı hikayeleriyle birinci sayfada yer alsınlar.

 

Bu duygu ve düşüncelerle yürekten gelen bir sesle haykırıyorum:

 

Yaşasın kadınlarımız…

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×