Bu Makale
797 Tekil
Görüntülendi.
YIKIN HEYKELLERİMİ , ÇAY ve RİZE

YIKIN HEYKELLERİMİ , ÇAY ve RİZE

 

Rize , Karadeniz'in yeşile ve ÇAY'a büründüğü şirin kentimiz. 

6 yıl önceydi. 10 gün boyunca Karadeniz'i gezdim. Gidip gördüm ve de dağını taşını, yaylasını , çarşısında dolaştığım , dostlukla oturup çay içtiğim memleket..

Bizim Rize.

Karadeniz Uşağının emeğini dağına taşına , bağına bahçesine döktüğü memleketimiz.

Rize Meydanının orta yerinde dururdu Atatürk Heykeli. 

Zihniyetini saklamayan o dönemin  Rize Belediye başkanı aldı o güzelim heykeli yerinden .

Gidip  istediği yere  sakladı .

Rize halkının bu durumdan çok büyük bir üzüntü duyduğunu öğrendik o zaman. 

Şimdi ;

Demem odur ki ;

Siz heykelini hepten sökseniz ne yazar ?

Dağına taşına , ovasına , toprağına , yamacına ÇAY diktirmiş Atatürk'üm.

Türk Milletinin yüreğinde yer etmiş O.

Aklın ve bilimin ışığında , çabalarla yönetmiş bu ülkeyi.

Yedi düvel , emperyalizmin ağa babalarının elinden kurtarmış bu canım Türkiye'yi.

Zihni Derin diye bir ziraat mühendisi ve ekibini kurmuş. Şimdi onların sayesinde ekmek kapısı olmuş Rize'ye çay. Dağ taş çay.

Çay Rize'de hayat vermiş uşağımıza.. Kadınımıza kızımıza iş vermiş. Aş olmuş çay.

Fabrikalar çay işliyor. Bir fincan kahve kırk yıl hatırda kalıyorsa, her gün içtiğiniz çay ne ola ki ? Hatırı bu kadar mı ?

Eğer gücünüz yetiyorsa sökün o çayları Rize'den.

( Giresunlu Öğretmen ) Şair Süleyman APAYDIN yazmış aşağıdaki şiiri.

Bir Karadenizli hemşehrimiz bunca Atatürk düşmanlığından bıkıp usanmış. Ve demiş ki...

*****

 

YIKIN HEYKELLERİMİ

‘Ey milletim, Ben, Mustafa Kemal’im.

Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim, 

Hálá en hakiki mürşit, değilse ilim, 

Kurusun damağım, dilim. 

Özür dilerim... 

Unutun tüm dediklerimi. 

Yıkın diktiğiniz tüm heykellerimi.

* * * 

Özgürlük hálá, 

En yüce değer 

Değilse eğer... 

Prangalı kalsın diyorsanız, köleler... 

Unutun tüm dediklerimi. 

Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

 Ortaçağ’a taşımak istiyorsanız zamanı, 

Baş tacı edebiliyorsanız 

Sanatın içine tüküren adamı... 

Unutun tüm dediklerimi. 

Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... 

* * * 

Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın. 

Anlamı kalmadıysa 

Yurtta sulh, dünyada barışın. 

Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın. 

Unutun tüm dediklerimi. 

Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

***

 Özlediyseniz fesi, peçeyi. 

Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi. 

Hálá medet umuyorsanız 

Şıhtan, şeyhten, dervişten. 

Şifa buluyorsanız, 

Muskadan, üfürükçüden... 

Unutun tüm dediklerimi. 

Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... 

* * * 

Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek... 

Kara çarşafa girsin diyorsanız, 

Yobazın gazabından ürkerek... 

Diyorsanız ki, okumasın 

Kadınımız, kızımız; 

Budur bizim alın yazımız... 

Unutun tüm dediklerimi. 

Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... 

* * * 

Fazla geldiyse size, hürriyet, cumhuriyet... 

Özlemini çekiyorsanız, 

Saltanatın, sultanın... 

Hálá önemini anlayamadıysanız, 

Millet olmanın... 

Kul olun, ümmet kalın, 

Fetvasını bekleyin, şeyhülislamın... 

Unutun tüm dediklerimi. 

Yıkın, diktiğiniz heykellerimi. 

RAHAT BIRAKIN BENİ...’

Süleyman APAYDIN ( Giresunlu öğretmen ) 

***

 

ÇAY / ZİHNİ DERİN ( Ziraat Mühendisi )

 

Karadeniz ürünleri denince ilk akla gelen çay ve fındık.

Yaşamını emeği ile sağlayanların geçim kaynağı.

Rize denince akla gelen ilk ürün çay !

Sabahtan akşama dek elimizden bardağını düşürmediğimiz çay.

Çay bu topraklara nasıl geldi ?

Geçmişini şöyle bir araştıralım, bakalım kimler getirmiş çayı.

Çay üretmek için ilk çalışmalar 1888 yılında başlıyor.

Osmanlı Ticaret Nazırı ( bakanı ) Esbaki İsmail Paşa Çin'den çay tohumları getirtir, Bursa'da ekilir, başarılı olunamaz. Tohumlar yeşermez.Bu başarısızlıktan sonra çay işine tekrar önem verilir.

1917 yılında İstanbul / Halkalı Ziraat Mektebi Müdürü, Müdür Vekili Ali Rıza Erten başkanlığında bir heyeti Batum ve çevresinde , çay yetiştirmede  incelemeler yaptırmak üzere Gürcistan'a gönderilir.Yapılan incelemeler sonucunda , Doğu Karadeniz ve Batum'un aynı ekolojiye sahip olduğu tespit edilir. Çay ekimi denemeleri yapılır. Başarı sağlanamaz.

Buraya kadar çay ile ilgili Yurdumuzda  yapılan çalışmalar bunlardır.

***

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra , Karadeniz bölgesinin kalkınması için , 1923 yılında tekrar çay yetiştirme  çalışmaları başlatılır.

Ziraat Mühendisi Zihni Derin bey çay ekimi için Gürcistan / Batum'a gönderilir.Zihni Derin bey ve ekibi çeşitli çay ve narenciye tohumları ile Türkiye'ye döner.

Rize'de deneme ekimleri yapılır ve Çay konusunda başarı elde edilir.

Ardından Batum'dan 500 bin ton  çay tohumu getirtilir. Tohumlardan elde edilen fideler halka ücretsiz dağıtılır.Çay işinin daha ciddi olması için Zihni Derin bey bir kanun hazırlatarak, bakanlık kanalıyla Türkiye Büyük Millet Meclis'ine sunar. Bu tasarı 6 şubat 1924 tarih ve 407 sayı ile kanunlaşır. 

" Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında ,Fındık, Mandalina, Portakal , Limon ve Çay yetiştirilmesi hakkında kanun " adı ile yürürlüğe girer.

Her Türk devriminde ve başarılı işte imzası olan,Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ; Doğu Karadenizin kaderini değiştirir.

Saygı ve minnet duymamak olur mu ?

Daha insanlık ölmedi ki !..

Duymayanlar vicdanlarını şöyle bir yoklasınlar !.

****

Zihni Derin bey başka illerde görevini sürdürürken, Rize'de çay ve narenciye ekiminin peşini bırakmaz. 1938 yılında Rize ve çevresinde kurulan Ziraai Teşkilatının başına getirlir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yetkililer çay üretiminin başarılı olması için çalışmaları hızlandırırlar. 1937 yılında tekrar, binlerce ton  çay tohumu getirilir ve ikinci büyük çay ekim hamlesi yapılır.

 Rize , Araklı ilçesinden başlayarak tüm Doğu Karadeniz bölgemiz,  Sovyet sınırına kadar 30 bin dekarlık alanda çay ekimi yapılır. Üreticiye 5 yıl süreyle faizsiz kredi verilir.Ve ilk yaş çay yaprağı ve kuru çay hasadı 1938 yılında yapılır.Üretilen çaylar yurdun dört bir yanına gönderilir ve üretici para kazanmaya başlar.

Bu başarının ardından halkın da benimsemesi ile Atatürk ve ekibi bu işi de başarmışlardır.

Atatürk'ün ardından , çay ile ilgili çalışmaları İsmet İnönü devralır ve yürütür.

1940 yılında " 3788 sayılı Çay Kanunu " çıkarılır. Ve bu kanunla çay işi güvence altına alınır. Çay bahçesi kuracaklara ruhsatname alma zorunluluğu getirilir. Bu yasa ile çay üretimi ve ekimi hızla genişler. Yurdumuzun tüm çay ihtiyacının karşılandığı bu günlere gelinir.

****

Ziraat Mühendisi Zihni Derin, Rize'nin ve Rize çay bahçelerinin bugünlere gelmesinde en çok emeği geçen  isim.

Zihni Derin bey ömrünü çaya harcayandır. 1964 Yılında Rize'de çayın 40. yıl kutlamaları yapılırken dönemin Çalışma Bakanı, Bülent Ecevit ile Rize'ye davet  edilir. Geçirdiği bir kaza ile yaralanır. Törenlere katılamaz. Ömrünün geri kalan kısmını tekerlekli sandalyede geçirir. 

25 Ağustos 1965 yılında Ankara'da 85 yaşında hayatını kaybeder.

Ruhu şad olsun, durağı uçmağ olsun.

Atatürk devrimlerinin bu topraklarda kök saldığını unutanlar. Cumhuriyet Meydanındaki Atatürk Heykelini kaldırmaya kalkanlar ..Atatürk heykelinin yerine çay bardağı heykeli dikmeye çalışanlar,Rize Halkı sizin kadar vefasız olamaz. Atalarınız ,  çay üretimi ile sabahtan akşama kadar elimizden düşmeyen çay bardağı ile bizlerle . Rize'de çaya emek veren emekçiler, aramızdan ayrılanlar,sizleri  minnet ve rahmetle anıyoruz.

*****

Bu topraklara emeği geçen, ahde vefa duyulan her devrimciyi, yurtseveri ve ŞEHİTLERİMİZİ , ATATÜRK'ümüzü bizlere unutturamazsınız.

Boşuna ve nafile işlerle uğraşmayın.

Buyurun  Kuzey Ege'ye, Efeler diyarına,  bizlere gelin, sıcacık bir bardak Rize Çayı ikram edelim size.

Bu topraklara emeği geçen Atalarımızı analım.

Kaz Dağlarına karşı , Körfezin denizini seyrederek çay içmenin keyfi başka yerde yok..

***

  ‘Ey milletim, Ben, Mustafa Kemal’im.  

Evet , evet , yıkın heykellerimi. Gün ola harman ola , gözyaşlarınızla anarsınız beni.

 

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×