Bu Makale
3642 Tekil
Görüntülendi.
ALİLER KAHVEHANESİ

ALİLER KAHVEHANESİ

Yazının başlığı askerde okuma yazma bilmeyenlerin gittiği Aliler mektebini çağrıştırmasın. Kışlada Aliler mektebi halen var mı bilmiyorum? Ama bizim Aliler kahvehanesinin yerinde yeller esiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ambulans otoparkının bulunduğu yerde Şen Kıraathanesi vardı. Rahmetli Mustafa Amca’nın sahibi olduğu, yaşlandığı için oğlu Nazmi Şenhelvacılar’ın işlettiği, Tepecik’te genel olarak sol, sosyal demokrat ve sosyalist dünya görüşüne sahip kişilerin gittiği bir kahvehaneydi.

Adalet Partili ve eski Demokrat Partililer ise rahmetli İsmet Uç’un kahvehanesine giderdi. Biz gençler o dönemde Nazmi Abi’nin kahvehanesinde zaman geçirirdik. Ama tavla oynayacağımız veya gece geç saatlere kadar takılacağımız dönemlerde İsmet Uç’un kahvehanesini tercih ederdik, sağcı veya solcu diye bakmadan. Çünkü çok keyifli bir bahçesi vardı. Nazmi Abi’nin kahvehanesinden geldiğimiz için bize özel ilgi gösterirdi İsmet Abi, bizi el üstünde tutardı, zaman zaman kendisi hizmet ederdi. Ama bizim konumuz kahvehaneler arasında siyaset değil, Alilerin bolluğu nedeniyle takılan lakaplar, onlardan söz edeceğim.

Nazmi Abi’nin kahvehanesinin kapısından başınızı içeriye uzatıp,  “Ali!” diye seslendiğinizde abartmıyorum, kendisi mi çağrılıyor diye en az sekiz on kafa döner, size bakardı. Ama Bol Saç, Kıvırcık, Tombala, Gavur veya Vezne diye seslendiğinizde ise sadece o lakaplı Ali kendisine seslene döner bakar, “Ne iş?” derdi. Şaka değil, bir kahvehaneye gelen ve çalışan, müşterisi aynı isimde olan bir işletme düşünemiyorum, bugüne kadar da ne duydum, ne gördüm ne rastladım.  

Milliyet gazetesi muhabiri, usta gazeteci Elvan Feyzioğlu’nun o kadar çok ilgisini çekmiş olmalı ki kahvehaneye geldi, Alilerle tanıştı, sohbet etti, lakaplarının anlamlarını sordu ve gitti. Birkaç gün sonra Milliyet gazetesinin ulusal baskısında “Aliler Kahvehanesi” başlığıyla kocaman bir haber çıkmıştı. Yani anlayacağınız pek ünlü bir kahvehaneydi. Rahmetli İhsan Alyanak döneminde Gaziler Caddesi Kemer Tren İstasyonu’ndan başlayarak yapılan yıkımlar sonucunda genişletildi. Çok sayıda işyeri yerle bir edildi, Nazmi Abi’nin kahvehanesi de o yıkımlardan nasibini aldı, yok oldu gitti. Geriye “Aliler Kahvehanesi” gibi hoş bir muhabbet kaldı.

Şimdi gelelim Alilere.  Kimdi bunlar,  lakapları neydi? Neden bu lakaplarla çağrılıyorlardı? Beline kadar uzattığı çok gür saçlarıyla “Bol Saç Ali”, inatçı kimliğiyle “Gavur Ali”, genç yaşında Hacca giden “Hacı Ali”, kumar oynatan “Tombalacı Ali”, kahvehanede çalışan “Garson Ali”, milliyeti nedeniyle “Kürt Ali”, bankacı “Vezne Ali”,  efendiliğiyle “Beyim Ali”, saçları olmadığı için “Kel Ali”, İngiliz’lere benzemesiyle “İngiliz Ali”, kahvehanenin ocağında çalışan “Ocakçı Ali”, Eşrefpaşa Hastanesi’nde görevli  “Hastane Ali”, mesleği nedeniyle “Berber Ali”, memleketi nedeniyle  “Konyalı Ali” Karadenizli olduğu için “Laz Ali”, polis kimliğiyle “Narkotik Ali”, efsane kaleci “Mastika Ali”, DYO’da çalışan “Disko Ali”, işi nedeniyle “Galeri Ali”, ataklığı ile “Zehir Ali”, çalışkanlığı ile “Kurnaz Ali”, gözlük kullandığı için, “Gözlüklü Ali”, yaşı en küçük olduğu için “Minik Ali”, “Dokuz Ali”, “Deli Ali”, “Garip Ali”, My Friend Ali”, “Meyhaneci Ali”,  “Travolta Ali”, “Göbek Ali” liste böyle uzayıp gidiyor.

Ben bu isim ve lakapları çıkarabildim, yazıyı okuyan Tepecikliler belki daha çok Ali hatırlayabilir. İlginç olan bazı günlerde tüm Aliler aynı anda kahveye geliyor, ya okey ya  da tavla oynuyor, lakaplar havada uçuşuyor,  diğer müşteriler ise bu duruma kahkahalarla gülüyordu.

 

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×