Bu Makale
317 Tekil
Görüntülendi.
Atatürk ve Din

Atatürk ve Din

 

Yaklaşık beş yıl önce Samsun'a otobüsle gidiyordum. Yan koltuğa genç bir arkadaş oturdu.

Selamlaştık.

İstanbul'da öğrenci olduğunu, Giresun'daki ailesinin yanına gittiğini söyledi.

Sohbet derinleşti.

Hemşehrisi Topal Osman'dan söz etti.

Ardından din konusu açıldı.

Söylemlerinden dindar bir genç olduğu belliydi.

Konuşma Atatürk'e geldi.

Anladım ki Atatürk'le ilgili yalan yanlış bilgilerle dolmuş(doldurulmuş)tu.

Atamızı dinsilikle suçlama çabasında olduğunu görünce anlatmaya başladım.

Anlattıklarının temeli olmadığını Atatürk'ün dine bakış açısını örneklerle dile getirdim.

İki saate yakın konuştum.

Çok iyi dinledi, teşekkür etti.

**

Bu genç gibi bilgi sahibi olmadan fikir üretenler son yıllarda çoğaldı ne yazık ki.

Bu insanların başvuru kaynağı ise

Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Fesli Kadirler...

Bilinçli çarpıtmalarla dolu uyduruk kitaplar...

Ya da yurt dışı fonlarla beslenen, hayatlarını Mustafa Kemal Atatürk'ü karalamaya adamış sözde tarihçilerin safsataları...

**

Atatürk asla din düşmanı değildi.

Çok okuyan, çok iyi analiz-sentez yapan ileri görüşlü bir liderdi.

Ve dinin siyasallaşmasının Avrupa ve Osmanlı'daki olumsuz etkilerini görmüştü.

Son dönem şeyhülislamlarının siyasi otoritelerin oyuncağı olduğu aşikardı.

Verdikleri fetvalar muktedirlerin çıkarına hizmet ediyordu.

Ulema diye ortalıkta dolaşanların iç yüzünü biliyordu.

Halk ise dini bilmiyordu.

Çünkü okuma yazma bilen çok azdı.

O nedenle Elmalılı Hamdi Yazır'a Kur'an-ı Kerim'i Türkçe'ye çevirttirdi.

Atatürk'ün dini konulardaki bilgisini gösteren bir başka kanıt ise 7 Şubat 1923 Çarşamba öğle vakti Zağnos Paşa Camii'nde okunan mevlidden sonra minbere çıkarak verdiği hutbedir...

Atatürk hutbeden sonra minberden aşağıya inmiş ve çeşitli kişiler tarafından sorulan yirmiyi aşkın sorunun cevaplarını vermiştir.

Şimdi hutbeden bazı bölümleri okuyalım...

"Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selâmeti, sevgi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz , Cenâb-ı Hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul olmuştur. Temel nizamı, hepimizin bildiği Kur'ân-ı Azimüşşan'daki açık ve kesin hükümlerdir.

İnsanlara maneví mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz; akla, mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir. Eğer akla, mantığa ve gerçeklere uymamış olsa idi bununla diğer ilâhî tabiat kanunları arasında birbirine zıtlık olması gerekirdi. Çünkü bütün tabiat kanunlarını yapan Cenab-ı Hak'tır.

Arkadaşlar! Cenab-ı Peygamber çalışmalarında iki yere, iki eve sahipti. Biri kendi evi, diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı. peygamberimizin mübarek yollarını takip ederek bu dakikada milletimize ve milletimizin şimdiki ve geleceğine ait konuları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde, Allah'ın huzurunda bulunuyoruz. Beni bu şerefe kavuşturan Balıkesir'in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu vesile ile büyük bir sevaba nail olacağımı ümit ediyorum..."

**

Bu sözlerin sahibi dinsiz olabilir mi?

En başa dönersek...

Son yıllarda artan bir şekilde yalan yanlış bilgilerle Atatürk hakkında iftiralar atılıyor.

Çocuklarımızın zihinlerine zehirli bilgiler dolduruluyor.

Çünkü...

Atatürk'ün çizdiği yol, gösterdiği hedef bu yobazlar için büyük bir engel...

Bir şiirle bitirelim.

Neyzen Tevfik, yobazların Ata’yı kötülemesi üzerine şu şiiri yazmış:

 

Esir iken mümkün müdür ibadet?

Yatıp kalkıp ATATÜRK'e dua et.

Senin gibi dürzülerin yüzünden,

Dininden de soğuyacak bu millet

 

İşgaldeki hali sakin unutma.

ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz.

Sen anandan yine çıkardın amma

Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×