YAVUZ HIRSIZ

 

        Yine bir 24 Nisan ve yine bir sözde ermeni soykırımı krizi. Bu kez krizin başrolünde ABD’nin yeni seçilmiş ve ayakta dahi durmakta zorluk çeken başkanı Joe Biden var. Bir zamanlar bizi Kore bataklığına çekip kahraman Türk askerinin arkasına siper olan, her fırsatta bize müttefikimiz deyip methiyeler düzen ve sırtımızı sıvazlayan, ancak Kuzey Irak, PKK, PYD konuları başta olmak üzere bizi hep arkamızdan vuran ABD’nin temsilciler meclisi Ekim 2019 tarihinde sözde Ermeni soykırımı tasarısını kabul etmişti. ABD başkanlarının her seferinde özellikle “büyük felaket” olarak dile getirdiği 1915 olaylarını Joe Biden’in başkan sıfatıyla  ilk kez soykırım olarak adlandırması, ABD’nin ne kadar güvenilmez ve sahtekar bir müttefik olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Oysa ki kısacık tarihi, soykırım ve katliamlarla dolu olan Amerika'nın bu ayakta bile duramayan başkanı şunu çok iyi bilmeli ki, “tarihçilerin işine siyasetçiler asla karışmamalıdır.” Tarihi tarihçiler araştırır ve gerçekleri tarihçiler ortaya koyar. Türk tarafının her zaman, “ kimin arşivinde ne kadar bilgi ve belge varsa ortaya koysun, arşivler açılsın, herkes sussun tarihçiler konuşsun, bu iş artık bitsin“ teklifine hep Ermeni'lerden ve onları himaye eden Batılı ülkelerden red cevabı gelmiştir.

          Ermeni'lerin yaşadıkları topraklara ihaneti 1800’lü yıllar da başlamış ve 1915 yılında zirve yapmıştı. 1915 yılında  Ermeni çeteciler doğu cephesinde Rus'lardan aldıkları destek ile asırlarca içiçe yaşadıkları on binlerce Türk’ü katledip her türlü zulmü onlara reva görmüşlerdi. Kendilerine toprak vaad eden Rus'larla birlik olup, Erzurum, Erzincan, Kars, Trabzon, Van, Bitlis, Muş gibi doğu vilayetlerinde ve bu vilayetlere bağlı ilçe ve köylerde tarihte benzerine az rastlanan katliamlar yapmışlardı. Osmanlı ordusu doğu cephesinde bir yandan Rus'larla mücadele ederken, bir yandan da Ermeni'lerin ihaneti ile zor durumda kalmıştı. Ve sonunda İstanbul Hükümeti bölgedeki ermenileri Tehcire (Zorunlu Göç) mecbur etmişti. Bu tehcir işleminde yolculuk sırasında ölen Ermeni'ler olmuş, ancak bu ölümlerde Türklerin asla dahli bulunmamıştı. Bunu yerli ve yabancı birçok tarihçi tesbit edip belgelemiştir.


          Bir ülke savaş halinde ise, o ülke içinde var olan ihanete yatkın toplumların tehcir ve tecriti güvenlik gerekçesidir. Kızılderili, Hiroşima, Nagasaki, Vietnam, Irak, Afganistan ve nihayet kendi halkına karşı gerçekleştirdiği New york ikiz kuleler soykırımları ayıbını görmezden gelen ABD’nin yeni başkanı Joe Biden, Japonya’nın ikinci dünya savaşına girmesinden sonra ABD’de yaşayan 120 binin üzerinde ABD vatandaşı Japon'u tehcire zorlayıp, toplama kamplarında yıllarca tecrit ettiklerini hatırlamayacak kadar bunadı mı acaba?  Kendilerinin güvenliği söz konusu olduğunda mübah olan tehcir ve tecrit, nedense Türkiye söz konusu olduğunda soykırım oluyor. Yok öyle çifte standart.

 

          Şimdi biraz da yıllardır Ermeni'lerin hamiliğine soyunan Fransa ve Belçika'ya bakalım. Bunlar soykırım saçmalığını zaten seneler önce tanımıştı. Hatta ülkelerinde “Ermeni soykırımı” demeyenlere cezai yaptırımlar bile uygulamaya kalkıştı bu gayri medeniler. Ancak Fransız'ların Cezayir'de yaptığı katliamları unutmak mümkün mü? 1830’lardan Cezayir'in özgürlüğüne kavuştuğu 1960’lı yıllara kadar bölgeyi sömüren Fransız'lar, özellikle 1954’ten 1962’ye kadar yüz binlerce Cezayir'liyi öldürüp, kadınlara tecavüz etti. Bunların hepsi resimli ve belgelidir. Yine aynı Fransa sömürdaşı Belçika ile birlikte 1994 yılında Ruanda’da kardeşi kardeşe kırdırıp 1 milyon insanın ölümüne ve 2 milyon insanın mülteci olarak komşu ülkelere göç etmesine sebep olmadı mı?

 

          Ve şımarık Ermeni'ler, 1990' lı yılların başında Karabağ,'da bir çok Azerbaycan vatandaşını katledip soykırım yapmadı mı? Yine Ermeni terör örgütü katil asala 1975 yılından 1984 yılına kadar büyük çoğunluğu diplomat olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde kahpece yaptıkları silahlı ve bombalı eylemlerde yerli yabancı yaklaşık 100 silahsız ve masum insanı kadın erkek ayırt etmeden namertçe katledmedi mi?  O güne kadar bu eylemleri destekleyen ve alkış tutan hatta yardım eden Fransa Paris Orly havaalanındaki bombalı saldırıda kendi vatandaşları da ölünce “ucu bana da dokundu artık yeter” deme ahlaksızlığını göstermedi mi? Bunlar yakın tarihin en mide bulandırıcı soykırımlarıdır.

 

          Sonuç olarak, yukarıda saydığım bütün bu sabıkalı ve riyakar ülkeler lafa gelince “biz tarihimizle yüzleştik, özür diledik, tazminat ödedik“ diyorlar. Tabii ki özür dileyecek ve tazminat ödeyeceksiniz. Çünkü siz suçlusunuz. Kadın, erkek, çoluk çocuk demeden insanları katletmiş ve kadınlara kızlara tecavüz etmiştiniz. Bunlar belgelerle, görüntülerle, fotoğraflara sabit. Bizim tarihte utanacak ve özür dileyecek böyle aşağılık bir yanlışımız asla olmadı. Bunu hem Türkiye'nin, hem de dünyanın sayılı tarihçileri belgelerle ortaya koymuştur. Biz Türkler ekşi yemedik, bu yüzden midemiz rahat. Ama siz istediğiniz kadar özür dileyin ve tazminat verin, alnınızdaki bu katil, sapık ve mütecaviz lekesini asla ama asla silemeyeceksiniz. Alnınızdaki o leke sizin alameti farikanız olarak sonsuza dek yerinde duracaktır.

SOYKIRIM SAÇMALIĞI BİZ TÜRKLER TARAFINDAN YOK HÜKMÜNDEDİR. 

Yorum Gönder